DOKUMA MAKİNELERİ KONTROL SİSTEMLERİ


Tarafından | 24 Ağustos 2016

Dokuma Makinelerinin Gelişimi

Dokumacılığın, günümüzden en az 8000 yıl kadar önce bilinmekte olduğu yapılan arkeolojik incelemelerden anlaşılmaktadır. M.Ö. 6500 yılında iki iplik sistemi ile tekstil yüzeyioluşturma metodu kullanılmıştır. Ancak ilk kumaşlar hasır örme tekniğiyle dokuma düzlemi düşey olarak kullanılarak dokunmuştur. Çözgü sistemi düşey olarak asılıp atkılar ise bunların arasından elle geçirilmiştir. M.Ö. 2000 yıllarına ait tabletlerden gerek Anadolu’dan diğer bölgelere ve gerekse dışarıdan Anadolu’ya doğru büyük boyutlu bir kumaş ticaretinin yaşandığı öğrenilmektedir. Keten, yün ve benzeri malzemeler eğrilip ip hâline getirildikten sonra dokuma tezgâhlarında dokunduğu bilinen antik devirde üç çeşit dokuma tezgâhı kullanılmıştır:
  • a) Yatay yer tezgâhı: Yatay yer tezgâhlarının M.Ö. 2000 yıllarına ait seramik üzerine yapılmış olan resimlerden Mısır’da kullanıldığı anlaşılmaktadır.
  • b) Alt ve üst kirişlere sahip dikey dokuma tezgâhları: Alt ve üst kirişlere sahip dikey dokuma tezgâhları Mısır’da M.Ö. 1500-1400 yıllarına ait mezarlardaki duvar resimlerinde görülmektedir. Yukarıda sözü edilen bu tezgâhlar, bazı değişikliklere uğramakla beraber günümüzde Anadolu’da kullanılan ve ismi el tezgâhı denen tezgâhlarla aynı tezgâhlardır.
  • c) Uçları ağırlıklı dikey dokuma tezgâhları: Uçları ağırlıklı dikey dokuma tezgâhları, başta Anadolu’nun batısı ve Yunanistan olmak üzere Akdeniz çevresinde var olmuş kültürlerin kullandıkları dokuma tezgâhıdır.

Avrupa’da M.S. 3. yüzyıla kadar bilinmeyen ağızlık açma mekanizmaları Çin’de gelişme göstermiş, hatta ilkel jakar makinesi diyebileceğimiz sistemlerle karmaşık desenli kumaşlar dokunabilmiştir. Standart el tezgâhı olarak belirtilen 12. yüzyıl dokuma sistemlerinde çözgü levendi arkaya, kumaş silindiri ise öne takılmaktadır ve çözgüler yatay gerdirilmektedir. Tarak şasiye yukarıda salınım yapabilecek biçimde mafsallanmıştır. Gücü çerçeveleri, çözgü tabakasının altında bulunan pedallara ayakla basılarak çalıştırılmaktadır. Mekik elle fırlatılmaktadır ve dokumacı tezgâhın önünde bir sıraya oturmaktadır. Ağızlığın oluşumu ve atkının tefelenmesi, kumaş kalitesini önemli ölçüde etkilemiş olmasına rağmen büyük bir insan gücü gerektiren atkı atma işlemi mekanize edilmeden tam olarak dokumacılığın gelişmesi mümkün olmamıştır. Dokuma tezgâhının, dokuma makinesi hâline gelmesi üç temel sistemin; atkı atma, ağızlık açma ve tefe vurma sistemlerinin mekanize edilerek ve kol gücü yerine de başka bir gücün kullanılmasıyla mümkün olmuştur.

Dokumacılığın ve dokuma tezgâhlarının gelişiminde 1500 yılında Leonardo De Vinci’nin su ile çalışan bir tezgâhı düşünmüş olmasını saymazsak 18. yüzyıla kadar önemli bir gelişme görülmemiştir. Henüz insan gücünden başka bir enerji kullanımı söz konusu değilken, 1733 yılında İngiliz John Kay mekiğe tekerlekler takıp basit bir mekanizma yardımıyla fırlatılmasını sağlamıştır. Çok basit gibi görünen bu sistem dokuma işlemini çok kolaylaştırmış ve üretimi olağanüstü artırmıştır. 1725’te Basile Bouchon tarafından bir delikli karton yardımıyla çalışan ilk otomatik ağızlık açma cihazı bulunmuş ve daha sonra Falcon 1728’de delikli karton zincirini kullanmıştır. Vaucanson, bu mekanizmaları geliştirmiş ve ağızlık açma sistemlerinin gelişimi Jacquard’ın kendi ismiyle anılan Jakar makinesini icat etmesiyle doruğa ulaşmıştır. Ticari bir kullanıma sahip olan ilk mekanik dokuma tezgâhını Dr. Edmund Cartwright isimli bir İngiliz mucidi 1785’te gerçekleştirmiş ve patentini almıştır. Daha sonra bu tasarımını geliştiren Cartwright dokuma makinesi sayılabilecek bir sistem imal etmiştir. Tezgâhın mekanik hâle getirilmesinden sonra, herhangi bir iplik kopuşu veya arıza anında tezgâhın durdurulması ve masuranın bitmesi hâlinde de mekiği değiştirmek için çalışmanın kesilmemesi ile ilgili gelişmeler sağlanmıştır. 1796’ da Robert Miller tarafından, kısa atkı atıldığında tezgâhı durduran bir mekanizma yapılmıştır. Daha sonra atkı kopuşu ya da masuradaki atkının bitmesi durumunda tezgâhı durduran mekanizmalar yapılmış ve 1822’de İngiliz mühendis R.Robert, tüm bu gelişmeleri bir araya getirerek bir dokuma makinesi oluşturmuştur. Bu makineden çok sayıda imal edilmiştir.

J. H. Northop tarafından 1894’te otomatik bobin değiştirme sisteminin tasarlanması dokumacılık tarihinin en önemli icatları arasındadır. Kancalarla atkının atılabileceği düşünülerek ilk patent 1898’de alınmıştır. Bu konuda 1925’te Gabler sistemi, 1930’da ise Dewas sistemi geliştirilmiş olup günümüzdeki kancalı dokuma makinelerinin temel prensibi olmuş ve 1960’lı yıllarda önem kazanmaya başlamıştır. Diğer bir sistem olarak bir atkı uzunluğunda ipliğin depolandığı ve ağızlık içinden geçirildiği mekikçik sistemi düşünülmüş ve bu konuda ilk patenti 1911 yılında Pastor almıştır. Bu atkı atma sisteminin gelişerek ticari anlam kazanması 1953 yılında Sulzer mekikçikli dokuma makinesinin yapılması ile olmuştur. Günümüzde önem kazanmaya başlayan hava jetli dokuma makineleri ilk olarak 1914 yılında düşünülmüş olmakla birlikte yeterli teknolojinin olmaması nedeniyle ancak 1980 yılından sonra ticari önem kazanmaya başlamıştır. Dokuma makineleri teknolojisinde devrim niteliğindeki yeniliklerden biri de çok fazlı dokuma makineleridir. Bu tezgâhlarda atkı makara biçimli atkı taşıyıcılara uygun ve belirli uzunlukta sarıldıktan sonra atkı taşıyıcılar ağızlığa faz farkı ile art arda girmektir. Atılan atkıları döner tarak sıkıştırmaktadır.

Dokuma Makinelerinin Ana Elemanları ve Sistemleri

Dokuma makineleri; örgü bağlantılarıyla belli bir düzen içinde çözgü ve atkı ipliklerini birleştirerek bir tekstil yüzeyi meydana getiren makinelerdir. Temel prensipleri aynı olmakla beraber üretici firmaya göre değişiklikler gösteren çok farklı yapılarda dokuma makineleri vardır.
Dokuma makinelerindeki ana elaman ve sistemler: Tezgâh iskeleti (şasi), hareket iletim sistemleri, ana mil, çözgü köprüsü ve çözgü salma sistemleri, kumaş çekme ve sarma sistemleri, çerçeveler ve ağızlık açma sistemleri, atkı atma sistemleri, tefe ve tarak, kenar yapıcı sistemler, cımbarlar, atkı kontrol sistemleri, çözgü kontrol sistemleri, uyarı ışıkları.
Tezgâh iskeleti, makinenin randımanlı çalışabilmesi için kumaşı meydana getiren parçaların üzerinde toplandığı kısımdır. Bütün makine elamanlarının üzerine yerleştirildiği bir, iki veya dört kiriş ile bağlanan iki kenardan oluşur. Dokuma makinesi şasisi üzerinde bulunan mekanizmaların sebep olduğu titreşimleri yutabilecek özellikte olmalıdır. Yan kenarları çarpma kuvvetine karşı dayanabilecek kadar kuvvetli olmalı ve bir bütün hâlinde nakledilmeye uygun olmalıdır. Motorun tezgâh şasisine oturtulmasından (makinenin titreşimi sonucu motora ve yataklarına zarar verdiğinden) artık vazgeçilmiştir. Modern dokuma makinelerinde motor, tezgâhın yanında yere veya yere monte edilmiş bir sehpa üzerine monte edilmektedir.

Hareket İletim Sistemleri

Dokuma makinelerinde motordan alınan hareketin makinenin diğer elaman ve sistemlerine iletilmesine hareket iletimi denir. Dokuma makinelerinde hareket direkt ve indirekt olmak üzere iki sistemle dağıtılabilir.

Dokuma Makinelerinde Direkt Hareket İletimi

Direkt hareket sistemi, motordan gelen hareketin dişliler aracılığıyla millere ve sistemlere aktarıldığı hareket iletim sistemidir. Eski tip dokuma makinelerinde kullanılan bir sistemdir. Fakat direkt hareket iletiminde, indirekt hareket iletimine göre hareket kaybının çok daha az olması nedeniyle direkt hareket iletimi tekrar gündeme gelmektedir. Hafif tezgâhlar direkt hareket sistemi ile çalışır. Makine durduğunda motor şalteri avaraya bağlı olduğundan motora verilen enerji kesilir. Avara açıldığı zaman motora gelen enerji motoru ve tezgâhı çevirir. Bu sistemde motordaki dişli ara dişliler aracılığıyla krank dişlisine bağlıdır. Arada kavrama yoktur. Hareket motor kasnağından avara kasnağına verilir. Kavrama ise avara kasnağındadır. Dokuma makinelerinde motor devrinin ilk çalışma anından duruş anına kadar aynı olması istenir. Aksi taktirde duruştan sonra atılan atkılar yeterince güçlü bir şekilde tefelenemez ve bu da duruş izi hatasına neden olur. Selvo motor teknolojisi olarak adlandırılan yeni tip motorlar bir motor devri gibi kısa bir sürede tam güce ulaşabilme özelliğine sahiptir. Bunu sağlayan motorla tek parça olarak üretilen hız kontrol ünitesidir. Bu nedenle kontrol motorları olarak da anılmaktadır. Picanol firması tarafından geliştirilen Super Motor (sumo) direkt hareket iletimi prensibi ile çalışan modern dokuma makinelerine örnek olarak verilebilir. Selvo motor teknolojisinde kavrama kayışı, hız makarası, elektromekanik mil ve kayış tertibatları yer almamaktadır. İlk anda oluşan devir ile duruş izi hatası meydana gelme oranları önemli ölçüde düşmüştür. Ayrıca atkı atma ve ağızlık arama daha hızlı bir şekilde yapılabilir. Hareketin doğrudan iletilmesini sağlayan konstriksüyon yapısı aynı zamanda makinenin iskeletinin daha az parçadan meydana gelmesini sağlar.

Dokuma Makinelerinde İndirekt Hareket İletimi

Motordan gelen hareketin mil ve sistemlere kasnak ve kayışlar aracılığıyla iletildiği hareket iletim sistemidir. Direkt hareket iletimine göre daha yaygın olarak kullanılmaktadır. Kasnak ve kayışla sağlanan hareket iletiminde görülen en önemli sakınca devir kaybıdır. Günümüzde bu kaybı en aza indirmek amacıyla ‘V’ kayışı kullanılmaktadır. V kayışı kasnak oyuğunun her iki tarafına da iyice oturduğundan devir kaybı az olmaktadır.
Ana Mil, Dokuma makinelerinde krank ve eksantrik mili olmak üzere iki ana mil vardır. Bunlardan krank milinin görevi motordan gelen hareketi dokuma makinesine dağıtmaktır. Eksantrik mili ise genellikle ağızlık açma sistemlerine hareket verir. İçten eksantrikli ağızlık açma sistemlerinde ayrıca bu mile paralel olarak dolap mili bulunur. Krank mili iki devir yaptığında eksantrik mili bir devir yapar.

Çözgü Köprüsü ve Çözgü Salma Sistemleri

Çözgü ipliklerinin sarılı olarak bulunduğu büyük makara biçimindeki dokuma makinesi parçası çözgü levendidir. Çözgü köprüsü de çözgü levendinden gelen ipliklerin yönünü değiştirip paralel olarak kumaş levendine sevkini sağlayan dokuma makinesi elemanıdır. Kumaş köprüsü ile aynı doğrultudadır. Çerçeveler aynı hizada durduğunda çözgü ve kumaş köprüleri arasındaki çözgü iplikleri yere paralel durumdadır. Çözgü köprüsü hareketli veya sabit olabilir. Hareketli olması yani ağızlık açılması anında makinenin iç kısmına doğru hareket etmesi çözgü ipliklerinin gerilmeden dolayı kopmasını önler. Çözgü köprüsünün üç ana görevi vardır:
  1. Çözgü levendine sarılı olan çözgü ipliklerini dokuma bölgesine yatay olarak yönlendirmek,
  2. Çözgü ipliklerinin gerginliğini kontrol ederek gerginliklerin sabit kalmasını sağlamak,
  3. Dokuma oluşumunun her anında çözgü geriliminin ileri geri hareketiyle sabit tutarak iplikkopuşlarını azaltmaktır.
Dokuma yapıldıkça çözgü ipliklerinin çözgü levendinden sevk edilmesi gerekir. Çözgü salma sistemleri çözgü ipliklerinin çözgü levendinden sevk edilmesini sağlayan sistemlerdir. Atkılar çözgülere bağlandıkça, tezgâhtaki çözgü boyu kısalacağından levende sarılı çözgü iplikleri ileri doğru bırakılarak gerekli çözgü uzunlukları dokuma tezgâhına beslenir. Çözgü salma sistemlerinin üç temel görevi vardır: Kumaşın oluşumu için gerekli çözgü gerilimini sağlamak, Dokunan kumaş kadar çözgüyü leventten dokuma bölgesine sevk etmek, Ağızlık kapandığı zaman bir miktar çözgü ipliğini çözgü bölgesine geri almaktır. Çözgü salma, makine tipine göre değişmektedir. Önceleri (eski tip tezgâhlarda) negatif çözgü salma sistemi kullanılırken günümüz teknolojisi pozitif tahrikli çözgü salma sistemini uygulamaktadır.

Negatif Çözgü Salma Sistemi

Dokuma sırasında atkının atılması ile atılan atkı kalınlığında çözgü boşalır (salınır). Bu nedenle negatif kesin olmayan anlamına gelir. Genellikle ağırlıklı ve yaylı sistemler negatif çalışır. Bu sistemde çözgü levendinin döndürülmesi yani çözgü salma işlemi çözgü gerginliği yardımıyla yapılır. Kumaş oluşumu sırasında sürekli olarak çekilen çözgü iplikleri gerginliği giderek artar ve bu gerginlik kuvveti çözgü levendini bir miktar döndürür. Çözgü levendinin dış kenarına urgan veya banda bağlanmış olan karşı ağırlıklar takılır. Çözgü gerginliği ölçümü söz konusu değildir. Negatif çözgü salma sistemindeki çözgü gerginliği sürekli artıştan sonra ani bir düşüş şeklinde değişim gösterir. Bu değişimin periyodu karşı ağırlığın yeri değiştirilerek sağlanır. Ancak ağırlıklarla ilgili her değişim çözgü gerginliğinde ani değişimler meydana getirir. Bu da kumaş çizgisinde değişme dolayısıyla hatalara sebep olabilir.

Pozitif Çözgü Salma Sistemi

Dokuma sırasında makinenin her devrinde atkı atılsın veya atılmasın belirli bir oranda çözgü boşalır. Boşaltılan bu miktar atkı sıklığına göre ayarlanır ve dokumanın sonuna kadar sabit kalır. Bu nedenle pozitif sistemler genellikle dişliler ve kollardan oluşur. Çözgü ipliklerinin normal çalışma anında eşit bir gerginlik altında çalışması gerekir. Bu gerginlik çerçevelerin kalkması ve mekiğin atılması yönünden çok önemlidir. Pozitif çözgü salma sistemleri makine üzerindeki çözgü gerginliğini de dikkate almaktadır. Çözgüde herhangi bir gerginlik değişikliği olduğu zaman çözgü köprüsü bu değişiklikten etkilenir. Çözgü köprüsüne ipliklerin yaptığı basınç, köprüye bağlı bulunan levyeler aracılığıyla çözgü salma regülatörlerine iletilerek çözgü gerginliği düzenlenir.

Kumaş Çekme ve Sarma Sistemleri

Kumaş (göğüs) köprüsü, dokunan kumaşın kumaş sarma silindirine yönlenmesini sağlar; aynı zamanda aşağı veya yukarı hareket ettirilerek çözgü ipliklerinin tefe üzerine istenilen şekilde temas etmesi sağlanır. Sürekli atkı atımı ile oluşan kumaş, kumaş levendine sarılır. Kumaş levendi üzerinde bulunan tırnak dişlisi ve tırnak yardımıyla hem beslenen çözgünün tekrar gerilmesini hem de dokunan kumaşın tezgâhtan çekilmesini sağlar. Kumaş köprüsü ile kumaş levendi arasına yerleştirilen zımpara silindiri, kumaş levendine sarılacak olan kumaşın gergin ve katsız bir şekilde düzgün sarılmasına yardımcı olur. Kumaş çekme ve sarma sistemleri dokunan kumaşın istenilen atkı sıklığına göre belirlenen sabit bir hızla çekilmesini sağlayan sistemlerdir. Çözgü sarma sistemleriyle orantılı olarak çalışan kumaş sarma sistemleri, pozitif ve negatif olmak üzere ikiye ayrılır. Pozitif kumaş sarma regülatörlerinde, cm’deki atkı sayısı değişmez. Dokumanın sonuna kadar aynı kalır. Ancak cm’deki atkı sıklığı değiştirilmek isteniyorsa, dişli istenilen sıklığa göre ayarlanır. Negatif kumaş sarma regülatörleri kumaş gerilimine göre çalıştığı için cm’deki sıklık değişir. Atkı sıklığı fazla olan kumaşlar ile iplik düzgünlüğü iyi olmayan materyaller için kullanılan bir regülatördür. Hiçbir zaman ekose ve kareli bir kumaşta bu regülatör tercih edilmez.

Çerçeveler ve Ağızlık Açma Sistemleri

Dokumanın gerçekleşebilmesi için çözgü ipliklerinin ikiye ayrılarak ağızlık oluşturması gerekir. Bu da bazı çerçevelerin aşağıya indirilmesi veya yukarıya kaldırılmasıyla ile olur. Ağızlık, dokuma kumaşın cinsine ve dokuma makinesinin yapısına göre açılır. Çözgü ipliklerinin hareketine, makinenin ağızlığı elde ediş şekline göre ağızlık çeşitleri şunlardır:
Çözgü İpliklerinin Hareketine Göre Ağızlık Çeşitleri: Üst Ağızlık, Alt Ağızlık, Tam Ağızlık.
Makinenin Ağızlığı Elde Ediş Şekline Göre Ağızlık Çeşitleri: Kapalı Ağızlık, Açık Ağızlık, Yarı Açık Ağızlık.
Ağızlığın açılabilmesi için çerçevelere ve gücülere ihtiyaç duyulur. Çerçeveler, örgüye göre aynı hareketi yapan çözgü ipliklerinin geçtiği gücülerin topluca takıldığı dokuma makinesi elemanlarıdır. Gücüler ise ortalarındaki gözlerden çözgü ipliklerinin geçtiği madeni parçalardır. Çerçeveler ve gücüler aynı zamanda ağızlık açma sistemlerinin de birer parçasıdır. Ağızlık açma sistemleri, gücülere (jakarlı sistemde) veya çerçevelere hareket vererek ağızlık oluşumunu sağlayan sistemlerdir.
Dokuma makinelerinde ağızlık üç değişik sistemle açılabilir. Eksantrikli ağızlık açma sistemi, Armürlü ağızlık açma sistemi, Jakarlı ağızlık açma sistemi

Atkı Atma Sistemleri

Atkı atma sistemleri, çözgü ipliklerinin, atkı ipliği ile bağlantı yapması için atkı ipliğinin iki yuva arasındaki hareketini sağlayan sistemlerdir. Başka bir deyişle, çözgü ipliklerinin oluşturduğu ağızlıktan atkı ipliğinin geçirilerek kumaş oluşumunun gerçekleşmesini sağlayan sisteme atkı atma sistemi denir. Dokuma tezgâhlarındaki temel işlemlerden biri olan atkı atma için değişik sistemler geliştirilmiştir. Bunların en tanınmış olanları; mekikli, mekiksiz, mekikçikli, kancalı, hava ve su jetli atkı atma sistemleridir. Mekikli dokuma makinelerinde atkı taşıyıcı olarak mekik ve mekiğe hareket veren vuruş tertibatları vardır. Mekiksiz dokuma makinelerinde ise atkı taşıyıcı olarak mekikçik, kanca, hava jeti veya su jeti kullanılmaktadır.

Tefe ve Tarak

Tefe, mekiğin veya atkı atma düzeninin üzerinde hareket ettiği, tarağı taşıyan dokuma makinesi elemanıdır. Tefe üzerine oturtulan taraktan ve bağlı olduğu tefe ayaklarından oluşmaktadır. Tefeyi taşıyıcı görev yapan tefe ayakları, aynı zamanda ana hareketin geldiği kollara bağlıdır. Hareketini buradan alarak her atkı atımında veya her ağızlık değişiminde tarak yardımı ile tefe vuruşu olarak adlandırılan atkıyı kumaşa yerleştirme hareketini gerçekleştirir. Tarak, dokuma tezgâhının tefenin ileri geri hareket edebilen parçasına takılı bulunan, çözgü ipliklerini düzenli aralıklarla tutmaya, ayrıca dokuma sırasında atkı ipliklerini sıkıştırmaya yarayan, çoğunlukla ince demir çubukların eşit aralıklarla birbirine paralel olarak yerleştirilmesiyle oluşturulmuş parçadır.
Dokuma tarağının görevi: Çözgü ipliklerinin sıklığını belirlemek, Çözgü ipliklerinin dokumabölgesine karışmadan birbirine paralel bir şekilde ve eşit aralıkla durmasını sağlamak, Atkı taşıyıcıya kılavuzluk etmek, Ağızlığa yerleştirilen atkı ipliğini kumaşa sıkıştırmaktır. Dokuma makinelerinde çeşitli tarak tipleri mevcuttur.

Kenar Yapıcı Sistemler

Dokuma kumaşlarda çözgü ipliklerinin kenarlardan dağılmasını önleyebilmek ve daha sonra göreceği işlemler sırasında kumaşın formunu koruyabilmek için kenar oluşturulur. Kumaş kenarları çözgü sıklığı, renk ve örgü bakımından kumaşın zemin kısmından farklıdır. Mekikli dokuma makinelerinde atkı ipliği masura üzerinden kesintisiz olarak sağıldığı için kumaşlarda kenar kendiliğinden oluşur. Bu tip kenarlara gerçek kenar denir. Mekiksiz dokuma makinelerinde ise atkı atıldıktan sonra iplik uçları kumaşın her iki kenarında serbest olarak kalır. Mekiksiz dokuma makinelerinde kumaşlara kullanım özelliklerine göre dört değişik tipte kenar oluşturulabilir.

Kıvırma Kenar

Kıvırma kenar yöntemi mekikçikli dokuma makinelerinde uygulanan bir yöntemdir. Kıvırma kenar yönteminde kumaş kenarından 1-1.5 cm taşan atkı iplikleri bir sonraki ağızlığın içine kıvrılır. Atkı ipliği tarak tarafından dokunan kumaşa doğru itilir. Her iki kenarda ağızlığın dışında kalan atkı ipliği uçları kenar tutucular tarafından tutulur. Daha sonra kenar örücü tığlar bu iplik uçlarını kıvırarak bir sonraki ağızlığa verir. Böylelikle sağlam bir kenar oluşturulur. Kumaş kenarı zemin kumaşa oranla iki kat daha kalındır. Bu durum yüksek atkı sıklıklarında veya kalın atkılarla çalışılan kumaşlarda marullanma adı verilen sorun oluşturur. Bu sorun kenar çözgü teli sayısı azaltılarak veya rips gibi uzun atlamalı örgü (kenar örgüsü olarak) kullanılarak giderilebilir. Vuruş ve tutuş mekanizmasında, dokunan kumaşın hemen kenarında yer alan kenar örücüler kumaşın her iki kenar örgüsünü yapma görevini üstlenir.

Saçak Kenar

Kumaşın kenardan dağılmasını engellemek için en dışta bulunan çözgü ipliklerine leno örgü yaptırılır. Ancak kumaşın kenarından çıkan atkı iplikleri yalancı kenar tarafından tutulmaz, bir makasla kesilir. Atkının atılmasından hemen sonra kenar kıskaçları tarafından atkı ipinin uçları yakalanır. Tefe hareketi ile birlikte kumaş kenarına çekilen kenar tutucu atkı iplik uçlarını bırakır. Çımbarların hemen önüne yerleştirilen makaslar atkı ipliklerini aynı uzunlukta olacak şekilde keser. Kesilen atkı ipliği uçları makasın altında yer alan emici bir mekanizma tarafından toplanır ve atkı telefi olarak atılır. Selvedge Saver (kumaş kenar kurtarıcı) adlı sistemde leno kenara gerek duyulmadan kenar oluşturulabilmektedir. Leno çözgüleri ve leno örücü tertibatın bulunmadığı sistemde bu yapıdan kaynaklanan tasarrufun yanında, atkı firesinde de yüzde 35’e yaklaşan tasarruf sağlanabilmektedir.

Leno (Yalancı) Kenar

Leno kenar adını leno örgüsünden alır. Daha çok kancalı ve jetli atkı atma sistemlerine sahip dokuma makinelerinde tercih edilir. En dışta bulunan en az iki çözgü ipliğinin birbiri üzerine kıvrılması ile elde edilir. Birbiri üzerine kıvrılan çözgü ipliklerinin uçlarını da aralarına alarak sabit bir yapıya kavuşmalarını sağlar. Ayrıca atkı ipliklerinin uçları yine leno veya düz örgü ile kumaştan 2–3 cm mesafede olacak şekilde sabitlenir. Buna yalancı kenar denir. Yalancı kenar için yüksek mukavemetli çok kat bükümlü polyester iplikleri kullanılır. Bu çözgüler makaralardan sağılarak yalancı kenarı oluşturur. Daha sonra bir makas veya rezistans (termoplastik elyaf da uygulanır.) yardımı ile zemin kumaştan ayrılır. Kumaş kenarı leno kenarın ayrılmasından sonra saçak kenara benzer bir yapıya kavuşur. Aradaki fark, atkı ipliklerin ucunun atkı tutucular tarafından değil, leno örgüsünü oluşturan çözgüler tarafından tutulmasıdır. Müşterinin talebine göre, düzgün kesilmiş kenarların aranmadığı durumlarda leno çözgüleri iptal edilerek saçak kenar uygulamasına geçilebilir. Leno kenarın oluşturulabilmesi için çerçevelere gerek olmadığından yüksek hızlara ulaşılabilmektedir. Bu yüzden dokumacılıkta en fazla kullanılan kenar oluşturma sistemi leno kenardır. Leno kenarda kumaş kenarı ile atkı ipliğinin ucu arasında yaklaşık 4cm fark vardır ve bu fark kumaş boyunca her atkıda gerçekleşmektedir. Bu yüzden üretici firmalar kenar sarfiyatlarının azaltılmasına çalışmaktadır. Örneğin, Sulzer firması kancalı dokuma makinelerinde sol (verici kanca yönü) kumaş kenarında leno çözgülerinin görevini üzerine alan atkı kıskaçlarını kullanmaya başlamıştır. Waste Saver Sistemi (atılacak olanı kurtaran sistem) olarak adlandırılan yapıda renk seçicilerle eş zamanlı olarak çalıştırılan kıskaçlar sol yardımcı kenarı kaldırmışlardır.

Eritme kenar

Termoplastik kumaşlarda uygulanan bir yöntemdir. Bu yöntemde kenar, ısı etkisiyle kumaşın en dışta kalan çözgü ipliklerinin bir veya iki tanesi ile atkı ipliklerinin uçlarının eriyerek birbirine yapışması ile oluşur. Kenar tutucular tarafından gergin bir şekilde tutulan kenarlar her iki tarafa yerleştirilen rezistanslar tarafından kesilir ve ısının etkisiyle eriyen çözgü ve atkı iplikleri birbirine yapışır. Bu yüzden eritme kenarda kenar biraz daha geniş dokunmalıdır. Ayrıca eritme kenarda ısı iyi ayarlanmalıdır; aksi taktirde aşırı erimeden kaynaklı boncuklanmalar oluşabilir. Eritme kenarlı kumaşlarda diğer kenarlarda olduğu gibi saçaklanma olmaz. .

Cımbarlar

Dokuma sırasında kumaşın büzülmesini engelleyerek tefe vuruşu sırasında çözgü ipliklerinin kopmasına engel olan ve bu bölgede kumaş eninin tarak enine çok yakın veya aynı almasını sağlayan makine elemandır. Cımbarlar, iğneli silindirlerin bir mil üzerine dizilmesi ile oluşur.

Atkı Kontrol Sistemleri

Atkı kontrol sistemleri atkı koptuğu zaman makineyi durduran sistemlerdir. Mekikli dokuma makinelerinde atkı kontrolü çatal denilen parça ile gerçekleştirilir. Atkı çatalı kumaşın kenar veya orta kısmında olabilir. Modern mekiksiz dokuma makinelerinde ise atkı kontrolü atkı sensorleri ile yapılmaktadır.

Çözgü Kontrol Sistemleri

Çözgü koptuğunda makineyi durduran sistemlere çözgü kontrol sistemleri denir. Çözgü kopukları kumaş üzerinde önemli hatalara neden olduğundan çözgü kopar kopmaz makinenin durdurulması önemlidir. Modern dokuma makinelerindeki çözgü kontrol sistemleri şunlardır:

Lamelli Çözgü Kontrol Sistemi

Lameller ince çelik sactan imal edilmişlerdir. Her çözgü ipliğinin üzerinde bir lamel vardır. Lameller çözgü gerginliği ile testerelerin üzerinde durabildikleri için çözgü koptuğunda aşağıya düşer. Aşağıya düşen lamel elektrik devresini kapar, harekete geçen bir mıknatıs makineyi durdurur. Kontrol sistemindeki testereler iç ve dış olmak üzere iki parçadan oluşur. İç testere dış testere içinde sağ sol hareketi yapmaktadır. Lamel testerenin üzerine düştüğünde testerenin dişleri arasına girerek hareket etmelerini engeller ve makine durur.
Bu sistemde: Çözgü gerginliğinin sabit ve iyi ayarlanmış olması, Lamel ağırlıklarının da doğru seçilmesi gerekir. Gevşek çözgüler makinenin gereksiz yere durmasına, hafif lameller de düşmeyerek çözgü hatalarına neden olabilir.
Fotoselli Çözgü Kontrol Sistemi, Çözgü iplikleri, çözgü köprüsü üzerine yerleştirilen bir fotosel ile kontrol edilir.
Fırçalı Çözgü Kontrol Sistemi, Bu sistemde çözgü köprüsü ile çerçeveler arasına çözgülerin altına döner bir fırça yerleştirilmiştir. Çözgü iplikleri koptuğunda fırçanın üzerine düşer. Çözgülerin üzerine düşmesiyle döner fırça durur ve makineyi de durdurur.

Uyarı Işıkları

Modern dokuma makinelerinde bulunan uyarı ışıkları kontrol sistemleri ile birlikte çalışır. Makinedeki çözgü, atkı kopuğunu veya herhangi bir arızayı gösterir. Uyarı ışıklarının her rengi bir problemi işaret eder. Işıkların anlamı her makinede aynı olmayabilir.

Dokuma Makinelerinin Sınıflandırılması

Dokuma makinelerinin sınıflandırılmasını çeşitli şekillerde yapmak mümkündür. En yaygın sınıflandırmalar aşağıda gösterilmiştir.
  1. Atkı Atma Sistemlerine Göre Dokuma Makineleri:
  2. Tek Fazlı Dokuma Makineleri,
  3. Klasik Dokuma Makineleri (Mekikli Dokuma Makineleri),
  4. Atkı Masurasız Dokuma Makineleri,
  5. Mekikçikli Dokuma Makineleri,
  6. Kancalı Dokuma Makineleri,
  7. Jetli Dokuma Makineleri,
  8. Çok Fazlı Dokuma Makineleri,
  9. Yuvarlak Sürekli Dokuma Makineleri,
  10. Tek Atkılık Dokuma Makineleri,
  11. Yapılan imalâta (mala) göre
Halı dokuma makineleri, Havlu dokuma makineleri, Kadife dokuma makineleri, Düz dokuma makineleri.
Ağızlık açma sistemlerine göre dokuma makineleri
Eksantrikli dokuma makineleri, Armürlü dokuma makineleri, Jakarlı dokuma makineleri.
Dokuma makineleri bu sınıflandırmaların dışında aşağıdaki özelliklerine göre de sınıflandırılabilir:
Ağırlıklarına göre: Makinelerin tonajı dikkate alınarak yapılır.
Kullanılan malzemeye göre: Dokuma sırasında kullanılan iplik cinsi dikkate alınarak yapılır.
İmalat şekline göre: Ağızlık açma sisteminin yeri ve ışıklandırma sistemi dikkate alınarak yapılır. İmalata veya mucidine göre: İmalatçı firma veya makineye adını veren kişi dikkate alınarak yapılır.
Dokuma makineleri tanımlanırken genellikle birkaç sınıftan adlandırma ile bir arada kullanılır. Örneğin; jakarlı havlu dokuma makinesi, hava jetli düz dokuma makinesi gibi.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir