AYAKKABININ TARİHÇESİ

Tarafından | 7 Mayıs 2017

Ayağımıza giydiğimiz ayakkabı nasıl ve neden ortaya çıkmış, ilk kimler hangi amaçla kullanmış. İlk giyim ve tekstil ürünlerinden biri olan ayakkabı hakkında ilginç bilgiler içeren ayakkabının kısaca tarihi anlattığımız bu yazımızı sizler için yayımladık.

Ayak yere basarak vücudun tüm ağırlığını taşır. İnsan gövdesinde en ağır görevlerden biri de ayaklara düşer. Yetişkin bir insanın vücudunda 206 kemik vardır, bunların neredeyse dörtte biri, 62 adedi ayak ve bacaklarımızdadır. Vücut ağırlığımızı taşıyan ve hareketi sağlayan bu organın sağlıklı olması, bütün bedenimizi ilgilendirir. Sağlıklı ayaklar ise; günün büyük bölümünde ayaklarımız ile temas halinde olan ayakkabıyla başlar.

Ayak kemikleri yere düz basmaz. Taban çukuru denilen içbükey bir kubbenin iki ucuna ve kenarlarına basılır. Düz basılan durum ise bir ayak şekil bozukluğu düztabanlığa neden olur. Ayağın taban kısmının yapısı oldukça karışıktır. Burada birçok kas, kiriş, damar ve sinir yer almaktadır, özellikle topuk ve taban kısımlarında deri tabakası olduğundan daha kalındır.

Ayakkabının özellikleri bölgenin iklim şartlarına göre değişir

Vücudumuzdaki kasların içinde en güçlüsü tabanlarımızda bulunur. İnsanın en hassas ve önemli bölgelerinden biri olan bu bölgeyi korumak insan hayatı için çok önemlidir.

İlk ayakkabıyı kimin ne zaman giydiği bilinmiyor; ama ilk ayakkabının, ilk insanlarla başladığı varsayılabilir. İlk insanları, dünyanın yüzeyinin sert koşullarına, keskin kenarlı taş ve kaya parçalarına, kızgın veya yeri gelince dondurucu soğukluktaki toprak yüzeyine karşı ayaklarını korumak için ağaç kabuklarından, yapraklardan ve daha sonraki dönemlerde hayvan derilerinden ilkel ayakkabılar yapmış olmalılar. İlk çağlardan bu yana vazgeçilmez bir giysi olan ayakkabı, aynı zamanda bir statü göstergesi de olmuştur.

Çoğu ayakkabı temel olarak; taban adı verilen ve kullanıldıkça eskiyen kalın bir alt parça ile saya adı verilen ve ayağı saran daha ince bir üst parçadan oluşur.

Ayakkabılar dünyada çok farklı iklimlerde yaşayan insanların yaşam şartlarına göre değişiklik gösterdiği gibi tarih boyunca moda da ayakkabıların şekilleri üzerinde çok etkili olmuştur.

İspanya’daki 12-15 bin yıl öncelerine ait mağara resimlerinde erkeklerde deri, kadınlarda kürkten yapılmış giysiler görülüyor ama dünyadaki en eski ayakkabıların izine, mağaralarda, mezarlarda ve kuruyan çamur içinde sertleşip günümüze kadar kalmış olarak dünyanın farklı bölgelerinde rastlanmakta.

İlkel ayakkabılarda çeşitli ot ve saman parçaları yalıtım malzemesi ve konfor amacıyla kullanılmıştır

Araştırmalara göre bilinen ilk el yapımı ayakkabı türü, sandaletlerdir. Ayakkabıya ilişkin en eski keşif ise M.Ö. 8000 yıllarında yaşayan Amerika yerlilerine aittir. Ayakkabı konusunda en yaratıcı toplum olarak Mısırlılar kabul edilmektedir. Mısırlılar, M.Ö. 3500’lerde ayaklarının kalıplarını çıkarıyor, bu kalıplarda şekillendirdikleri ham deriden tabana ipler bağlayarak kişiye özel sandaletler yapıyorlardı. İlk ayakkabılar ham deri, ayağın girebileceği şekilde bir zarf haline getirilerek yapılırdı. Bu ayakkabılar ayağın altını kızgın kumlardan, üstünü güneş ve sıcaktan koruyorlardı. Çok geçmeden bu sandaletler, bir statü göstergesi olmaya başladı. Kadınlar mücevherlerle süsledikleri ayaklarını sergiliyor, erkekler ise deri kayışlara ender bulunan değerli taşlar taktırıyorlardı. Mısır sanat eserlerinde hükümdar ve tanrılar daima çıplak ayaklı olarak görülürler. Sandaletlerin ise bu devirde sadece ev içinde giyildiği tahmin edilmektedir.

Hititler bugün Anadolu’da çok az da olsa hala kullanılan çarıklara benzer ayakkabılar giyerlerdi.
Botlar ise ata binmenin yaygın olduğu soğuk ve dağlık bölgeler ile sıcak ve kumlu çöllerde ortaya çıktılar. Kadınlar için ilk bot 1840 yılında Kraliçe Victoria için dizayn edildi. Bağcıklı rahat yürüyüş ayakkabısı ise Birinci Dünya Savaşı sırasında ortaya çıktı.

Avrupa’da 18. yüzyıla kadar kadın ve erkek ayakkabıları farklı değildi. Ortaçağda Avrupa’da kızı evlenen bir baba onun üzerindeki otoritesini evleneceği adama bir ayakkabı töreni ile devrediyordu. Bugün bazı Batı ülkelerinde yeni evlenen çiftin arabalarının arkasına ayakkabı bağlama adeti de o günlerden, kız babasının damadına kızının ayakkabılarından birini vererek, artık onun himayesine girdiğini belirtmesi adetinden kalmadır. Ayakkabı kültürlerde önemli bir yer tutar; Araplarda birisine ayakkabı atmak çok ağır bir hakaret olarak kabul edilir.

Ortadoğu bölgesinde ise ayağı kızgın kumlardan korumak amacı ile yüksekte tutabilmek için ayakkabılara topuk ilave edildi. Avrupa’da 16. ve 17. yüzyıllarda bütün ayakkabıların topukları kırmızı renge boyanıyordu.

Türkler’de deri işleme sanatı oldukça geliştiğinden ayakkabı yapımı da oldukça gelişmişti. Yeniçerilerin giydiği at binmede uygun olan yumuşak çizmelere duyulan ihtiyaç, ayakkabıcılığı da geliştirmişti. Ahilik loncasının kurucusu Ahi Evran da dericilik – ayakkabıcılık ile uğraşmıştır. 16. ve 17. yüzyılda yapılan ayakkabıların sağlamlığı ve de zerafeti ünlüydü. Ayakkabının türü, giyen kişinin sosyal konumu ile de ilgiliydi. Askerlerin, çeşitli meslek gruplarının, hizmetçilerin giydiği çizme ve ayakkabılar farklıydı. Ev içi ayakkabılarıyla sokak ayakkabıları arasında da fark vardı. Ev içinde giyilen ayakkabılar daha çok atlas, kadife ya da başka kumaşlardan yapılır, sırmayla işlenirdi. Deri ayakkabılara da sırmayla iş yapıldığı olurdu. Kışlık ayakkabıların içi, çoğunlukla kürk kaplanırdı. Ayakkabılar yapıldıkları malzemeye ve biçimlerine göre çok çeşitli isimler almıştır; başmak, çapula, çizme ve fotin gibi.

İlk ayakkabı ölçülendirilmesi yani ayakkabı numaralarının ortaya çıkması ise İngiltere’de 1305’te olmuştur. O yıl 1. Edward 1 inç’in (2.54 cm) üç kurutulmuş arpa tanesinin boyuna eşit olduğunu açıklamıştı. Buna göre, 13 arpa tanesi uzunluğundaki bir çocuk ayakkabısı 13 numara oluyordu.

1760’ta Massachusetts’te ilk ayakkabı fabrikası kuruldu ve büyük miktarlarda üretim yapılmaya başlandı. Hızlı ve ucuz ayakkabı imali dikiş makinesi gibi makinelerin geliştiği 19. yüzyılda gerçekleşmeye başladı.

19. yüzyıla gelene kadar tüm dünyada her iki ayak için de eş ayakkabılar kullanıldığını yani ayakkabılarda sağ sol farkının olmadığını çok az kimse bilir. Sağ ve sol ayaklar için ayrı ayrı ayakkabı üretimine ilk olarak ABD’de, Philadelphia’da başlandı. Altı lastik ayakkabılar ise ilk olarak 1916’da yine ABD’de yapıldı ve bunlara ‘ket’ (ked) adı verildi.

Günümüzde ayakkabıların yapımında kullanılan malzemelerden bahsedecek olursak ana maddenin deri olduğunu söyleyebiliriz. Özellikle dana derisi, ayakkabıcılıkta en çok kullanılan deri olmuştur. Koyun derisi ise astar ve terliklerde kullanılır. Timsah, yılan, kertenkele gibi sürüngenlerin derilerinden de bazı kadın ve erkek ayakkabıları üretilmektedir. At derisinden elde edilen bir kas tabakası olan kordovan, erkek ayakkabılarında kullanılan ağır bir deridir. Süet dediğimiz ayakkabı çeşidi de sığır derilerinin içinin cilalanıp dışının tüylü bırakılmasıyla elde edilir.

Günümüzde deriden başka lastik, yapay lifler ve kompozit malzemeler de ayakkabı yapımı için kullanılmaya başlanmıştır. Kullanılan şerit ve topuk gibi aksesuarlar plastikten yapılabilmektedir. Deriyi andıran çeşitli malzemelerde elde edilerek ayakkabıya deri görüntüsü verilebilir. Yapay lifler, sentetik rugan ve sentetik süetlerin de imalatıyla ayakkabı yapımı çok daha ucuza mal olmaktadır. Ayrıca keten, saten ve ipek de ayakkabı yapımında kullanılmaya başlanan dokumalardır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir