GELENEKSEL TÜRK KIYAFET AKSESUARLARI


Tarafından | 15 Şubat 2017

BAŞA GİYİLENLER

Yüzyıllar ötesinden günümüze kadar kültür hazinemizin bir kolu hâline gelmiş olan kadın başlıkları, Anadolu’nun her bölgesinde ortak bir gelenek olarak kullanılmıştır. Tarih boyunca kadın, her yerde ve her zaman güzel görünmek için en iyi şekilde giyinmiş ve süslenmiştir. Giyim şekilleri, iklim şartlarının da etkisi altında bulunmakla birlikte, nerede olursa olsun kadın, önce baş güzelliğine önem vermiş, süslemeye başından başlamıştır. Bu nedenle yüz güzelliği, saç biçimleri ve başa giyilen başlıklarla bir arada düşünülmüş, bir atasözümüzde ”Güzelin başına, ağanın aşına, ırgatın işine, atın dişine bak.” denilmiştir.

Kıyafetlerin ayrılmaz bir parçası olan başlıklar Anadolu’daki yörelerin her birinde bölgesel ve yerel özellikler taşımaktadır. Kadın başlıkları folklor ve etnografı zenginliğimizin temel unsurlarından biridir.

Kadın süsü olarak başlıklar, çeşitli süslemelerle kişinin sosyal durumunu ortaya koymaktadır. Başlık; bölgelere ve giyenin durumuna göre ister altın ister gümüş veya boncuklarla süslenmiş olsun, gerek kız, gelin, yeni evli kadın gerekse dul veya yaşlı kadın başı olarak düzenlensin hepsinde esasta birlik vardır. Başa önce bir fes veya takke giyilir. Buna genelde “arakçın” veya “terlik” denir. Her ikisi de teri emici anlamda kullanılmaktadır. Başlıklar, terlik üzerine çeşitli örtüler örtülüp bağlanarak ve takılarla süslenerek yapılır. Bazı bölgelerde kep şeklinde olabildiği gibi başlığa çeşitli yöntemlerle yükseklik de verilebilmektedir. Başlıklarda kullanılan malzemeler ve aksesuarlar, ailenin ekonomik durumu hakkında da bilgi vermektedir.

Tepelik

Tepelik, hafif çukur ve dairesel olup fesin üzerine yerleştirilerek kullanılan takı çeşididir. Tepelikler fesin üzerine oturtularak takıldığı gibi fessiz serpuş gibi saç üzerine oturtularak da kullanılmaktadır. Küçük mücevher çiçekler, yalnızca başa veya giysinin üzerine değil ince saç örgülerinin arasına da iliştirilebilir.Böylece görünümün tümünde hareketli pırıltılar sağlanır. Bunların yanı sıra taşlarla bezeli ya da incilerle örülmüş tepelikler, uzun saçların üzerinden bele doğru salınan enselikler ile alın üzerinde ya da yüzün iki yanına sarkıtılan mücevherler, zülüflükler, Osmanlı kadını baş süslemelerinin en önemlileri içinde yer alır.

Takı çeşitlerinden tepelikler, genellikle dairesel formda olup çapları 8 ile 16 cm arasında değişmektedir. Tepeliklerde saçlara uzanan zincirler üzerinde gümüş para ve pullar sarkmış, üzeri ise telkâri, granül, kazıma, kabartma gibi maden süsleme teknikleri uygulanarak bitkisel bezemelerle süslenmiştir. Dairesel formun üzerindeki motiflerin tekrarı dikkati çekmektedir.

Tepeliklerin merkezinde; bazen renkli bir taş bazen de süsleme teknikleriyle motifler yer almaktadır. Dairenin etrafında ise zincirlere tutturulmuş, değişik penez ve boncuklar bulunmaktadır. Tepeliklerdeki merkez; takıyı takan aşiret ve topluluğu temsil etmekte, etrafında sarkan zincirler, penezler, boncuklar ise takan kişiyi nazardan korumak amacıyla kullanılmakta ayrıca bolluk ve bereketi simgelemektedir.

  • Fes :

    • Bir çeşit başlıktır. Kökboyası ile kırmızı, bordo veya siyah renkte boyanan yün ile yapılan el dokuması veya çuha kumaşla kaplanır. Tepesi, renkli boncuklarla dairesel olarak süslenir.
  • Fes Süsü :

    • Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde baş süslemelerinde fesin ön kısmından yanlara doğru takılarak kullanılan bir takı türüdür. Üçgen, daire ve değişik motiflerin, zincir ve penezlerle süslenmesinden oluşan fes süsü, kullanılan malzeme ve süsleme teknikleri bakımından farklılık göstermektedir.,
  • Alınlık :

    • Baş süslemelerinde, kadınların alınlarına taktıkları çeşitli metal, inci, boncuk ve taşlarla süslü, zincir şeklinde takılardır. Alınlık fesin alt kenarına tutturularak kullanıldığı gibi bazı yörelerde çene altından geçirilerek alnın her iki yanından fese tutturularak da kullanılmaktadır. Takının bu şekildeki kullanılış biçimine bu yörelerde çenelik veya sakalduluk denir.

  • Yanak Döven :

    • Fesin yanlarında yanaklara sarkıtılarak kullanılan, dairesel üçgen ve sembolik şekillerde, zincir, penez ve boncuklarla süslü takılardır. Bu takıyı takan kişi yürüdükçe takıda bulunan zincir ve penezlerin yanak üzerinde hareket etmesinden dolayı “yanak döven” adı verilmiştir. Ayrıca yanak dövene takının zülüflerin üzerine takılmasından dolayı “zülüf bastı” da denildiği belirtilmektedir.

Baş Örtüsü (Al Bazı,Grep, Gelin Alı)

Kırmızı pamuklu kumaştan yapılır. Kare formludur. Beyaz metal pullar, boru boncuk ve püsküller ile süslenir. Tepeliğin üstüne örtülen albazıyı, genç kızlar günlük yaşamda, gelinler ise özel günlerde kullanmaktadır.

  • Tarak:  Saçı taramak, saça şekil vermek için kullanılan ”tarak”, aynı zamanda kadınların baş süslemelerinde saçı tutturarak kullandıkları bir takı çeşididir

AYAĞA GİYİLENLER

  • Nalın Takunya :Ağaç hammaddeden, ıslak zemin üzerinde yürümek için yapılmış terliktir. Gelin hamamında kullanılan nalınlar oldukça bezemelidir. Ağaç üzeri sedef kakma, telkâri, işlemeli kadife kumaş kaplama olmak üzere çeşitli tekniklerle hazırlanmış türleri mevcuttur.
  • Ayakkabı: Ayakkabıların da her dönemde bölgeye göre değişen çeşitleri vardır. Bunlar bölgelere göre türlü adlar alır (yemeni, pabuç, çizme, galoş kundura, içi ayakkabı dışı terlik şeklinde, terlik kısmı çıkarıldığında evde giyilen ayakkabı, mest lastik gibi).
  • Çizme :Askerlikte, savaşa veya ava giderken erkeklerin giydikleri konçlu ayakkabılardır.

TAKILAR

Geçmişi günümüze taşıyan el sanatlarımız, sosyal, kültürel ve ekonomik yaşam biçimimizi yansıtan en kalıcı ve en anlamlı belgeler arasında yer alır. Günümüze kadar gelen ve bugün müzelerde sergilenen, depolarda korunan oldukça zengin bir maddi kültür mirasına sahibiz. Bu mirasın eserlerinden olan takılar, Türk süsleme ve el sanatları içerisinde önemli bir yere sahiptir. Anadolu kültürünün, diğer sanat dallarında olduğu gibi takılarda da zengin bir kaynak olduğu inkâr edilemez. İlkel ya da gelişmiş şekliyle takı; insanlık tarihi kadar eski bir süsleme unsurudur. Takılar süslemenin dışında inançlara ve geleneklere bağlı kalarak hazırlanmakta aynı zamanda hiyerarşik düzende de farklı özellikler göstermektedir.

Osmanlı geleneğinde kuyumculuk, padişahlar tarafından sevilmiş ve desteklenmiş bir sanat dalı olarak dikkat çeker. Tüm sanat dallarının zirveye ulaştığı 16. yüzyılda gerek takılarda gerekse mücevher eşyalarında başyapıtların üretildiği görülür. Özellikle Kanuni Sultan Süleyman’ın saltanatının ilk döneminde, padişahın hem kendi görünümüyle hem de çevresiyle ilgili benzersiz ihtişam arzusuna, mücevhere büyük önem verilmesini ve mücevher eşyaların Osmanlı geleneğine yerleşmesini sağlamış, bunda Kanuni Sultan Süleyman’ın gençliğinde kuyumculuk eğitimi almış olmasının yanı sıra, ünlü sadrazam İbrahim Paşa’nın sanatsal beğenisinin etkisi olmuştur. İhtişamdan hoşlanan Kanuni Sultan Süleyman için 1532 yılında Venedikli kuyumcu Caorlini ailesi tarafından değerli taşlarla bezeli, taç biçiminde bir miğfer hazırlandığı bilinmektedir. Osmanlı sarayındaki mücevher kullanımı Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethinden sonra artmıştır.

Kolye

Gerdanlık, boyunda kullanılır. Boncuktan el ile dizilir, uçları mercan boncuklu olup aralarda gök boncuklar kullanılır. Gelin için paralı gerdanlık boncuklar; gök boncuk, mercan boncuk, sedef boncuk arasına gümüş para, altın para dizilerek (En az 5 değişik para dizilmelidir.) yapılır, mutlaka düğünde ve sonra takılır. Bugün gelişmiş teknolojiye rağmen antik çağlardaki kadar gerçek sanat ürünü olan takılara rastlanmaktadır. Gelişen teknoloji ve değişen toplumsal yaşam biçimi giyim kuşamı da etkilemekte, dolayısıyla kültürel değerlerimizin bazıları müzelerde ve sandıklarda muhafaza edilmekte bazıları ise yok olmaktadır. Yok olmaya yüz tutmuş geleneksel kültür değerlerimizi yaşatmak, gelecek kuşaklara tanıtmak gerekmektedir. Özellikle folklor kıyafetlerinin süslemelerinde kullanılan takıların yozlaştırılmadan yöre özelliğine uygun olarak yapılması ilgililer tarafından sağlanmalıdır.

Hamaylı

Üzerinde ayet ya da duaların yazılı olduğu kâğıtları muhafaza eden bu takıların silindir biçimli telkâri olanlarının yanında, çok ince sigara tabakası veya üçgen muska şeklinde olanları da vardır. Boyuna takılan bu takı koltuk altından bele doğru sarkar. Boyuna çapraz veya normal olarak takılan üçgen veya silindir biçiminde olan hamaylılara Osmanlıda sıkça rastlanmaktadır. İnsanların nazardan, büyüden ve diğer kötülüklerden korunmak için kullandıkları içi boş olan hamaylılarda şekil ne olursa olsun bir tarafından muhafaza için içine konulan kap bulunmaktadır. Hamaylıların uçlarında mutlaka zincirli veya zincirsiz halkalarla tutturulmuş pullar, mercanlar veya paralar yer almaktadır. Yüzeyleri ise özelliğine göre maden süsleme teknikleri kullanılmış veya mercan, akik gibi taşlarla süslenmiştir. Geometrik bitkisel bezemeler yoğunluktadır

Bilezik

Kadınların süs eşyası olarak en çok önem verdiği takılardan bilezik genellikle geniş, bileği saran, açılıp kilitle kapanabilen şekillerde olup kilitlenecek bölümde değerli taşların monte edildiği bitkisel motifler yer almaktadır. Ayrıca üzeri telkâri ve granül tekniği de süslenmiş kabartma motifleri de bileziklere ihtişamlı bir görünüm vermektedir. Divanhane çivisi biçimi, bilezik ve gerdanlıkta da uygulanmıştır

Yüzük

Kadın ve erkeklerin süslenmek için taktıkları takılardır. Evli, nişanlı, bekârların taktıkları yüzükler birbirinden farklıdır. Osmanlıda erkeklerin ok atmakta kullandıkları zehir ve mühür yüzüklerin yanı sıra, genellikle tek taşlı süs yüzüklere de rastlanır. Kadınlarda ise mühür yüzüklerden başka iri ve tek bir değerli taşın, çoğunlukla da elmasın kullanıldığı tektaş yüzükler; ortadaki taşın çevresine bir çiçek motifi oluşturacak biçimde dizilen taşlardan oluşan gül yüzükler; gümüş ya da altın, yuvarlakça, çivi başı ve benzeri hafif bombeli yüzeyin üzerine, ortaya en irisi olmak üzere aralıksız mıhlanmış elmaslardan oluşan divanhane çivisi motifinden esinlenerek adlandırılmış olan divanhane çivisi ile mekik biçimli yüzükler, Osmanlı yüzük tiplerini oluşturur.

Küpe

Kadınların süslenmek için kulaklarına taktıkları takılardır. Kulak askısı olarak da tanımlanmaktadır. 1620’lerde Anadolu’da kadınlar altın ve gümüş takılara sahipti. Altın küpe, salkım altın küpe, altın saç bağı, altın bilezik, altın yüzük, gümüşlü tarak, incili zülüflük, altın kol bağı gibi mücevherler kullanmışlardır. Küpeler biçim olarak fazla çeşitlilik göstermez. Genellikle askılı olan küpelerde telkâri ve granül tekniği yoğun olarak kullanılmış. Bazen renkli taşlar bazen de taş görünümünde tanecikler ile süslenmiştir. Küpelerin bazıları hilal biçimde levhaların bombeleştirilmesi sonucu meydana getirilmiştir. Uçlarında özelliğine göre şekilli toplar ve pullar da sarkmaktadır.

Bir kadın takısı olan küpenin, az da olsa erkekler tarafından da kullanıldığı görülmüştür. Kadın boynunun güzelliğini vurgulamak üzere tasarlanan damla biçimli incilerden, ya da zümrüt, yakut, elmas gibi taşlardan oluşan sallantılı küpeler, Osmanlı takı geleneğinde önemli yer tutar. Çift sallantılı küpeler “ pay-ı çift “, üç sallantılı küpeler ise “üçayaklı” olarak tanımlanır. Ortası elmaslı veya mineli, çevresi açılmış bir çiçeğin taç yapraklarını andıran fasulye biçimi, dolgun bir oval olarak kesilmiş veya doğal damla biçimli inci, firuze, yakut veya zümrüt sallantılı küpeler, bu takı türünün gösterişli örneklerindendir. Çoğunlukla küçük ve yalın olan inci sallantılı küpeler ise özellikle sıradan saray kadınları ve halk tarafından çok kullanılmıştır.

Hızma

Buruna takılır. Hızmanın sarkan şekline hizem denilir.

GİYSİ ÜZERİNE TAKILANLAR

Kemer

Takılar arasında yer alan kemerler gümüş veya altından üretilmiş olup kadınların genellikle bindallı, kaftan üçetek gibi kıyafetlerinin üzerine de kullandıkları takılardır. Kemer, toka ile bütünleşen bir süsleme unsurudur. Ancak süslemenin bazı kemerlerin tokalarında yoğunlaştığı, bu nedenle bazı tokaların, kuşaklara tutturularak da kullanıldığı görülmektedir. Kemer, tokayla bütünleşmesine rağmen diğer açıdan ele alındığında kemerleri ayrı, tokaları ayrı değerlendirmek yerinde olur. Birbirine geçirmeli plakalardan oluşan kemerlerde genellikle telkâri ve kabartma tekniği uygulanmıştır. İki veya üç parçadan oluşan takılar karşılıklı tutturularak bütünleştirilmektedir. Kemer tokaları ise genellikle kemerlerin birleştiği noktada bütün veya geçmeli olarak eşit iki parça hâlindedir. Yuvarlak, elips, badem veya daha değişik şekillerde olup üzerleri telkâri, granül, kabartma teknikleri uygulanmış ve çeşitli taşlarla da süslenmiştir. Kemer ve kemer tokalarında bitkisel bezemeler yoğunluktadır. Ayrıca bazı tokaların uçlarından zincirlerle tutturulmuş sarkan pullar da takılara farklı bir görünüm kazandırmaktadır.

Köstekli Saat

Köstekli saat bir zincir vasıtasıyla elbisenin herhangi bir yerine takılarak kullanılan bir saat türüdür. Köstekli denmesinin sebebi köstek denilen bir kılıfa konulmasıdır. Genel anlamıyla kurularak çalışan mekanik bir saat türüdür.

Broş

Osmanlı takılarından broşlarda ay ve yıldız, lale, gül, kabak çiçeği, menekşe, çiçek buketleri, dallar, kuş, kelebek, arı gibi doğa motifleri sıkça görülen motiflerdir. Pantantif ve göğüs süsü de denilen broşlar genellikle düşük ayar altın üzerine elmaslar oturtulmuş, takıyı oluşturan formlarda ise figüratif, bitkisel ve sembolik motifler, natüralist bir yaklaşım hâkim olmuştur. Çoğunluğu gümüş olan diğer takılara oranla bu takılar saray takılarını daha çok andırmaktadır.

Kese

Keseler, içinde taşıdıkları malzeme, kullanılış alanları, yapım malzemesi, dokuma şekillerine göre değişik amaçlarla kullanılırlar. Tütün kesesi, ağızlık keseleri, mühür keseleri, para keseleri, hamam ve yüz keseleri, tarak ve kaşık keseleri, duvar süsü keseleri, taraklık gibi çeşitleri vardır. Boncukla örülmüş keselerde insan şekilleri, tığ ve beş şişle örülmüş keselerde hayvan şekilleri ve sıklıkla da bitkisel motiflere rastlanır. Kullanılan renkler genellikle sarı, siyah, yeşil, kırmızı, bej, krem kahve ve turuncu olup beyaz renge çok nadir rastlanır.

Saat, mühür, tütün ve para keseleri takım hâlinde iğne oyasından ipek iplikle örülür. İğne oyası keseler özellikle damat için hazırlanır. Hediyelik keseler kadife veya atlas kumaş üzerine işlemeli kenarları oyalı olanların yanında tığ örgülü ver boncuklu olanları da vardır. Keseler üzerinde nazar, sevgi, uzun ömür, bereket, helal kazanç dileğini ifade eden motiflere rastlamak mümkündür. Bu motifler göz, çiçek buketleri, hayat ağacı, ibrik ve benzerleridir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir