OSMANLI DÖNEMİ KIYAFET DESENLERİ

Tarafından | 3 Mart 2017

Osmanlı Kumaşlarında Bitkisel Bezemeler

Türk süsleme sanatının en büyük başarısı 16. Yüzyıl ortalarından itibaren bütün sanat dallarındaki eserleri süsleyen gözleme dayanan natüralist üsluptaki çiçek ve bitkisel bezemelerdir . Süsleme sanatının dönemlere, milletlere göre damgasını vuran en belirgin ortak özelliği motiflerdir. 15-17. Yüzyıllar süsleme sanatlarımızın her alanda en üstün seviyesine ulaştığı bir dönem olmuş ve buna paralel olarak süsleme motiflerimizde de büyük bir zenginlik görülmüştür.

Kaynaklara göre 14. Yüzyıldan itibaren dokunan Osmanlı kumaşlarında kullanılan renk sayısının az ve desenlerin büyük olduğu söylenebilir. 15. Yüzyılda renklerin çeşitlendiği ve desenlerin küçüldüğü dikkati çekmektedir. 16. Yüzyılda motifler çeşitlenerek lale, karanfil, şakayık, narçiçeği gibi natüralist çiçek, bulut ve benek motifleri de kullanılmaya başlanmıştır. “Zamanla bunlara hurma ağacı, asma dalı, çınar yaprağı motifleri eklenmiştir” .

Kumaşlardaki motif ve kompozisyonlar diğer dokuma türleri (halı, kilim vb.), çini, taş vb. eserlerde de görülmektedir. 14-16. Yüzyıl kumaş sanatı desen özelliği, kalite ve işçilik bakımından doruğa ulaşmıştır. Dokumada kullanılan altın ve gümüş teller kumaşın değerini bir kat daha arttırmıştır. Anadolu’nun hemen her yöresinde kendine özgü yapılan dokumacılık sanatı, motiflerin işlendiği en önemli alanlardan biridir. Motifler sevinci, mutluluğu, üzüntüyü, kederi, özlemi, gücü, olayları, olguları anlatmaktadır. Dokumacılıkta kullanılan motiflerin konularını; geometrik bezemeler (üçgen, kare, verev çizgi vb.), bitkisel bezemeler (ağaç, yaprak, çiçek vb.), figürlü bezemeler (kuş, akrep, insan, vb.), nesneli bezemeler (ibrik, cezve, sandık vb.) ve sembolik (soyut) bezemeler (sığır sidiği, kuş cırnağı, deve gözü, eli belinde vb.) olarak gruplandırabiliriz.

Selçuklu ve Osmanlı İmparatorluğu zamanında yapılan eserlerdeki bezemeler, Türk bezeme sanatının altın devridir. Bu dönemlerde bezeme çalışmaları bilimsel bir alana kaydırılmış, daha güzelini yapma çabası gösterilmiştir. Selçuklular ve onları izleyen Anadolu Beylikleri zamanında bezeme sanatı, okullarda ve ilgili atölyelerde öğretilmiştir. Daha sonra Osmanlılar döneminde bu çalışmalara İstanbul Sarayı’nın nakışhanesi de katılmıştır. 17. Yüzyılın ilk yarısında, sanat kollarında daha bir canlılık, çeşitlilik göze çarpar. Klasik dönemin natüralist üsluptaki çiçek ve bitkisel bezemeleri aynı başarı ile kumaş desenlerine uygulanmış fakat kullanış tarzında ve yerleştiriliş biçiminde bazı değişiklikler olmuştur. Nakkaşlar 16. Yüzyıl tutucu hatlarından çok, zengin, abartılmış, barok görüş içeren desenler yaratmışlardır. Bu dönemde kumaşlarda karanfilin çeşitli şekilleri çok kullanılmıştır .

18. Yüzyılda ise kumaş sanatında, geçen yüzyıllara nispetle belli bir gerileme görülür. Lâle Devri’ni başlatan Sultan III. Ahmed, gümüş sırmalı kumaşların yapımını, verdiği bir fermanla yasaklamıştır. Devrin minyatürlerinde de kaftanlar desensizdir. Ancak saray için dokunanlarda, altın ve gümüş tellerin kullanılmasına izin vermiştir. Türk rokokosu denilen bir süsleme üslubu görülmektedir. Natüralist çiçek desenleri renk hareleri ile boyut kazanmıştır. Fiyonklu çiçek demetleri ve çelenkler Avrupaî etkiler olarak süslemeye katılmıştır. Bitkisel motifler, kendi içerisinde Rumi, palmet, lotus, çiçek, meyve motifleri ile diğer motifler olmak üzere gruplandırılabilir.

16-18. Yüzyıl İstanbul Kumaşlarındaki Bitkisel Bezemelerin İncelenmesi 

Rumi: Selçuklular döneminden 20. Yüzyıla kadar Türk süsleme sanatında sürekli kullanılan bir bezemedir. Rumiler, gerek kendi başlarına gerekse hatayî gibi diğer motif türleriyle kademeli olarak uygulanıp sınırsız kompozisyon üretme olanağı sağlamışlardır . Geleneksel Rumi motifleri 16. Yüzyıl kumaş desenlerinde fazla kullanılmamıştır. 15. Yüzyıldan itibaren Uzakdoğu kökenli hatayî çiçekleri bazen yalnız, bazen Rumi ve bitkisel motiflerle beraber, kıvrım dallar üzerinde kullanılmışlardır . Motifin zoomorfik esaslara dayandığı ve kuşkanatlarında zamanla değişiklikler göstererek bu şekli aldığı fikrinin yanında bunun bitkisel kaynaklı olduğu iddiası da yer alır.

 

Palmet: En basit şekliyle laleye benzeyen palmet, farklı formlara olanak vermesiyle bezemede oldukça yaygın kullanım alanı bulmuştur. Palmiye yapraklarından esinlenerek yapılan bezeme türüdür. Değişik biçimlerde karşımıza çıkan bu motif klasik anlamda, uçları aşağıya kıvrık, karın kısmı şişkin iki yan yaprak ve bu yaprakların orta kısmında yer alan küçük bir tepe yaprağından oluşmaktadır. Palmetin bezemede en çok rastlanan bu formlara sahip şekli dışında, yelpaze gibi dilimlenip, tam açılmış olanı ile en alt yaprağı aşağıya doğru uzamış serbest şekilli palmet motiflerinin de süslemede kullanıldığı görülür. Mısırlılar, Mezopotamyalılar ve Yunanlılar palmet türü bezemeyi çok kullanmışlardır. Palmet motifi Türk sanatına, kendi zevkine uydurulmuş olarak, bazen yalnız, bazen rumi ve lotus motifleri ile beraber çeşitli kompozisyonlar içinde başta mimari süsleme olmak üzere birçok sanat kollarında uygulanmıştır

Hatayi: Türk bezeme sanatının başlıca motiflerindendir. Orta Asya’dan gelen ve Çin sanatının etkisi altında gelişen genellikle stilize (tarzı belli olmayan) çiçek, yaprak ve goncalarının ele alındığı bir süsleme tarzıdır. Çoğu kez asırları belli olmayacak derecede stilize edilerek bütün süsleme alanlarında kullanılmış ve giderek büyük bir üsluplaşmaya yol açmıştır. Nilüfer, şakayık, ve çiçek tomurcukları ve meyvalarının üsluplaştırılmış şekilleri genellikle hatayi terimi ile belirtilir. Hançer yaprakları ile beraber bu biçimlere yer veren süslemelere hatayi üslubu denilmektedir. Ferit Devellioğlu Osmanlıca Türkçe Lügatı’nda hatayi yi süslemede, açılmış lotusu andıran bir çiçek motifi ve tezhip de birbirine geçmiş spiral dallardaki çiçek motiflerinden teşekkül eden süsleme tarzı, olarak tanımlamaktadır. Hatayilerin üstten görünenlerine penç denildiği gibi merkezsel hatayilerde denir. Hatayi motifi çoğu kez simetrik bir tarzda çizilir ancak; bazen bunların orta kısımlarına simetriği bozacak şekilde yaprak ve kıvrımlarda konulur. Çiçeklerin kendi üstlerine doğru kıvrılan yaprakları üslubun özelliğini taşımaktadır. Diğer motiflerin eşliğinde olduğu gibi yalnız başlarına da kullanılmışlardır. Dönemlerine göre farklı özellikleri vardır. Genellikle kendi hatlarında devam ederek diğer desenlere karışmazlar 16.yy ‘da saray nakkaşhanelerinin başında bulunan Karamemi’nin meydana getirdiği natüralist üslup ve şahkulu tarafından yaratılan saz yolu etkisinde stilize tabiat öğelerinin zenginleştiği, ebatlarının büyüyerek yapraklarının çoğaldığı görülmektedir. Bu dönemde hatayinin en seçkin ve güzel örnekleri verilmektedir 

Lotus: Bir su bitkisinin çiçeğinin üslûplaştırılmış görüntüsü olan lotusun çiçeğinin kaynağı Mısır olarak bilinir. Türk süsleme sanatı içinde sürekli yerini almış olan lotus-palmet-Rumî motifleri İslâmiyet’in Türklere kazandırdığı bitkisel motiflerdir . Lotuslar, temelde palmet gibi dik bir eksen üzerinde simetrik iki yaprak ve bu yapraklar arasında bir tepe yaprağından ibarettir. Ancak yaprak alt kısımlarının şişkin olmayışı ve uzun bir sapa sahip olması lotusu palmetten ayırtan en belirgin özelliklerdir

 

Lale: Türklerin Avrupa’ya tanıttığı bu çiçek, zamanla gerek Osmanlı İmparatorluğu’nda, gerekse çeşitli batı ülkelerinde çok sevilmiş, ekonomik ve sosyal hayatı etkilemiştir. Lale Osmanlı sanatında kullanılan ilk çiçektir. Lale motifi, Arap harfleriyle yazılışında kullanılan harflerin yer değiştirmesi ile “Allah” kelimesine dönüşebilmektedir . Bunun için kumaş desenlerinde lalenin kullanılması bir anlam kazanmıştır. Kumaş desenlerinde lale ya tek olarak ya da karanfil, sümbül, gül gibi diğer çiçeklerle oluşturulan kompozisyonlarda kullanılmıştır. 16. Yüzyılın ikinci yarısından itibaren kumaş desenlerinde, bilhassa oval madalyonlar içinde diğer çiçeklerle birlikte, değişik formlarda etkinliğini sürdüren lale motifi, 18. Yüzyılın başında “Lale Devri” diye anılan dönemde diğer süsleme sanatlarına nazaran kumaş desenlerinde az kullanılmıştır.

Karanfil: Karanfil motifi başta lale olmak üzere sümbül ve gül motifleri ile beraber Türk kumaşlarında çok kullanılan bir çiçektir. Karanfil 16. Yüzyıl sonlarında bilhassa 17. Yüzyılın ilk yarısında kumaş desenlerinde çok sevilerek kullanılmıştır. Natüralist üsluptaki karanfil motifi 17. Yüzyılda bazı stilizasyonlara uğrayarak yelpaze palmeti şeklini almıştır. Karanfil palmetleri bilhassa çatma kumaşların en başta gelen deseni olmuş ve lale motifinden daha fazla kullanılmaya başlanmıştır. Topkapı Sarayı Müzesi’nde ve Benaki Müzesi’nde bulunan aynı desenli çatma yastık yüzlerinde değişimli yerleştirilmiş yelpaze karanfil palmetleri natüralist üsluptaki karanfil ve lalelerle zengin bir dolgu içerir. İki baştaki nişli bölümler stilize gül ve yaprakları ile çok zengin bir görünüm arz eder 

 

Sümbül: Natüralist üsluptaki sümbül motifleri gerek lale, karanfil, gül ile değişik kompozisyon şemalarında olsun, gerekse az da olsa kendi başına kumaşları süslemiştir. Topkapı Sarayı Müzesi’nde bulunan Sultan II. Selim’e ait şalvarda soğanları ile beraber sümbül motifleri natüralist bir tarzda sıralanmıştır. Motif araları yıldız ve ay motifleri ile tamamlanmıştır.

 

Gül Motifi: 16. Yüzyılın ikinci yarısı ve 17. Yüzyılın ortalarına kadar lale, sümbül ve karanfille beraber kompozisyonlarda yer alan gül motifi, 17. Yüzyılın ikinci yarısından itibaren daha ön plana geçmiştir. Dalından yeni kopmuş olgun güller kumaş desenlerinde kullanılmıştır. 18. ve 19. Yüzyıllarda Türk rokoko üslubundaki desenlerde en başta gelen çiçek motifi olmuştur

 

 

Nar Motifi: Tekstil desenlerinde yer alan “Nar motifi” de sadece bir biçim birim olmasından öte, efsanelerden uzanan sembolik değerleri ile kumaşlara görkemli bir zenginlik getirmiştir. Dekoratif niteliği nedeniyle nar meyvesi ve çiçekleriyle beraber motif olarak kumaşları süslemiş, “efsanelerin ve cennet meyvesi” özelliğini bu desenlerde tüm ihtişamı ile yansıtmıştır. 15. Yüzyıldan itibaren Türk kumaşlarında görülen bir motiftir. 16. Yüzyılın ikinci yarısından itibaren nar motifi daha natüralist bir tarzda kumaşları süslemiştir. Türk sanatkârları bu motifleri kullanmaya başladıktan sonra bunları stilize ederek sonsuz çeşitlemelerle süsleme kaynaklarını zenginleştirmişlerdir. Stilize edilen motiflerin alanları başka motifler ile bezenerek, örneğin; bir nar motifinin üzerinde ufak çiçekler, sümbül, benekler, yapraklar görülebilir

 

Elma Motifi: Bilhassa çinilerde uygulama alanı bulmuş olan natüralist üsluptaki elma ağacı motifi, kumaş deseninde de az da olsa kullanılmıştır

 

 

Saz Üslubu: Saz yolu ya da saz üslubu Osmanlı sanatının yaygın bir bezeme üslubudur. Bu üslubun ana motifleri, kıvrık, sivri uçlu, hançer formundaki yapraklarla hatayî çeşitlemeleridir. Özellikle sırt çizgisi kalın çekilmiş iri, kıvrık yaprak motifi 16. Yüzyıl ilk çeyreği başlarında, 1520 yılında İstanbul sarayının ehli hiref örgütüne girmiş olan ressam Şah Kulu’nun yorumuyla yaratılmıştır. 16. Yüzyılın ilk çeyreğinden sonra görülen saz üslubu hatayi ve hançer yaprakları ile beraber bir kompozisyon oluşturmuştur. Resim 38 de görülen kaftan saz üslubunun en güzel örneklerinden bir tanesidir. Hatayî, yaprak ve çiçeklerden oluşan ahenkli, hareketli, birbirini tekrarlamayan ve serbest bir kompozisyonu vardır.

 

Türk Rokokosu: 18. Yüzyılın ikinci yarısından sonra diğer bütün dekoratif sanatlarda görülen Türk rokokosunun özellikleri, kumaşlarda küçük çiçek buketleri, kıvrık daldan çıkan küçük çiçek kompozisyonları olarak karşımıza çıkar. Kompozisyonlar çiçeklerden oluşur, fakat yer yer gölgeli renklendirmelerle çiçeklere boyut kazandırma eylemi bu dönemdeki batı etkisini yansıtır. Bütün dekoratif sanatlarda kendi teknik özellikleri içinde görülen küçük serpme buketler, iri kıvrımlı yapraklar, güllerle dolu sepetler, çatmalarda görülen fiyonkların yer aldığı ağır süsleme üslubudur

 

 

Çınar Yaprağı: Stilize çınar yaprağı şeklindeki palmetler kaydırılmış eksen üzerinde yerleştirilmiş olarak kullanılmışlardır

 

 

Hançer Yaprağı: Boston Güzel Sanatlar Müzesi’ndeki kemha kumaş örneğinde, kompozisyon hançer yapraklarının bir sağa bir sola doğru eğilmiş diyagonal bir şekilde, aralarına üçer adet yıldız motifi yerleştirilerek oluşturulmuştur.

 

 

Kozalak Motifi: 16 ve 17. Yüzyıl kumaşlarında görülen bir motiftir. Tek motif olarak, kıvrık dal üzerinde stilize kozalaklar ve diğer bitkisel bezemelerle birlikte kullanılmıştır.

 

Şakayık: Türk süsleme sanatlarının sevilen diğer bir çiçeği de “şakayık” motifidir. “Şakayık” kelimesi “fazla açılmış” anlamını taşımaktadır. Hatayî gibi çok yapraklı, hacimce büyük bir çiçek olan şakayık, bitki özellikleriyle çok açılmış ve göbeği dışa fırlayan bir gül özelliği gösterir

Ağaç Motifleri: Türk süslemeciliğinde, selvi, hurma, hayat ağacı, meyve ağaçları ve çiçek açmış ağaçlar, bahar dalları önem arz edecek şekilde kullanılmıştır. Özellikle Kanuni döneminde Karamemi’nin kullandığı bahar dalları tezhip sanatında önemli bir yere sahiptir. Türk kumaşlarında kullanılan ağaçlar çok çeşitlidir. Bunlar:Selvi Ağacı Motifi; İslam dininde önemli bir yeri vardır. Mezarlıkları süsleyen selvi ebedi hayatın sembolüdür. Selvi gerek stilize edilerek gerekse natüralist tarzda kumaşları süsler. 18. Yüzyılda sevilerek kullanılmıştır. Bahar Açmış Ağaç Motifi; 16. Yüzyılın ikinci yarısında ilk nakkaşbaşı Karamemi’nin yazma tezhibinde ortaya çıkan ve bütün süsleme dallarında uygulanan bahar açmış ağaç motifine ait kumaş örneği bir çocuk kaftanında görülen desendir Hurma Ağacı Motifi; İslamiyet’in kutsal bir meyvesidir. Dallardan sarkan natüralist üsluptaki meyveleriyle hurma ağacı motifi kumaşları natüralist bir üslupla birkaç kumaş deseninde görülmüştür

Sonuç

16-18. Yüzyıllarda İstanbul’da üretilen kumaşlar zengin motif ve kompozisyon özelliklerine sahiptir. Üretilen kumaş örneklerinde o devrin ustalarının alanlarında ne kadar başarılı olduğu açıkça görülmektedir. 16-18. Yüzyıllarda İstanbul’da dokunan kumaşlarda en fazla görülen bitkisel bezemeler; Rumi, palmet, hatayi (nilüfer, şakayık, ve çiçek tomurcukları ve meyvalarının üsluplaştırılmış şekilleri), lotus, lale, karanfil, sümbül, gül, nar, elma, saz üslubu (kıvrık, sivri uçlu, hançer formundaki yapraklarla hatayî çeşitlemeleri), Türk Rokokosu (küçük çiçek buketleri, kıvrık daldan çıkan küçük çiçek kompozisyonları), çınar yaprağı, hançer yaprağı, kozalak, ağaç (bahar açmış ağaç motifi, hurma ağacı motifi vb.) ve çark-ı felek motifleridir. Bu motifler kumaşlarda bazen tek başlarına bazen de birkaç motif bir arada kullanılmıştır. Çoğunlukla aynı tür motifin tek başına kullanıldığı ve kompozisyon çeşidi olarak ta birbirinin boşluğuna yerleştirilen kompozisyon türünün kullanıldığı tespit edilmiştir. Osmanlı kumaş sanatında en çok kullanılan bitkisel bezemeler olmakla birlikte, diğer bezeme türleri de kullanılmıştır. Bazı kumaşlarda da geometrik düzen içerisinde bitkisel, figürlü, nesneli ve sembolik bezemelerden biri veya birkaçı birlikte kullanılmıştır. Bu nedenle Osmanlı kumaşlarındaki bezeme gruplarını ve kullanılan motifleri içeren çalışmaların yapılması Türk kültürünün tanıtılması, yaşatılması ve gelecek kuşaklara aktarılması açısından önemlidir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir