TÜRK EL SANATLARI

Tarafından | 21 Nisan 2017

El sanatları insanoğlu var olduğundan beri tabiat şartlarına bağlı olarak ortaya çıkmıştır. İnsanların ihtiyaçlarını karşılamak, örtünmek ve korunmak amacı ile ilk örneklerini vermiştir. Daha sonra gelişerek çevre şartlarına göre değişimler gösteren el sanatları, ortaya çıktığı toplumun duygularını, sanatsal beğenilerini ve kültürel özelliklerini yansıtır hâle gelerek “geleneksel” vasfı kazanmıştır.

Türk El Sanatları

Geleneksel Türk el sanatları; halıcılık, kilimcilik, cicim, zili, sumak, kumaş dokumacılığı, yazmacılık, çinicilik, seramik-çömlek yapımcılığı, hat, tezhip, minyatür, mine işçiliği, işlemecilik, oya yapımcılığı, deri işçiliği, müzik aletleri yapımcılığı, taş işçiliği, bakırcılık, sepetçilik, semercilik, maden işçiliği, keçe yapımcılığı, örmecilik, taş işçiliği, ahşap ve ağaç işçiliği, arabacılık vb. olarak sıralanabilir.

Anadolu Selçuklu Sanatı

İlk Selçuklu Dönemi, kendinden önceki ve sonraki inanç dünyasını ritüelleri ile birlikte bünyesinde barındıran bir dönem olmuştur. Fakat bu zengin kültür ve coğrafya atmosferi bir karmaşa taşımaktadır. Bu karmaşa içerisinde eser ve dönem tanımlaması yapmak oldukça zorlaşmaktadır. Bu nedenle tüm Selçuklu Dönemlerini birlikte inceleyeceğiz.

Türk Maden Sanatı:

Tunç kandil zarfı (Ankara Etnografya Müzesi)

Maden, bu zengin ve karmaşık dönem içinde kullanılan malzemelerden bir tanesidir. Maden ile üretilen objeler gündelik hayatta kullanılan bir obje olmasının yanı sıra zengin bir simgesel anlam da taşımaktadırlar. Genel halk kitlesinin kullandığı sade üretimler dışında sınıfsal erkin temsili olan üretimler de yapılmıştır. Dönemin tarih anlatıcılarından olan İbni Bibi, İzzeddin Keykavus’un düğününde altın ve gümüş kapların kullanıldığı anlatmaktadır. İbni Batuta ise Anadolu Beyliklerinde gümüş ve altın kaplar kullanıldığını aktarmaktadır.
Selçuklu maden sanatı denildiğinde ilk olarak zengin bir figüratif gelenekten söz edilmelidir. Bitkiler ve hayvan figürleri kullanılmış, bunun yanı sıra gerçek dünyadaki figürlerle masalsı figürlerin sergilendiği bir anlam dünyası oluşturulmuştur. Bu karşıt evrenlerin yaratık formlarının astrolojik birer simge olarak kullanıldığı kanısı bir genel kabul oluşturmaktadır.

Türk Ahşap sanatı:

Sivas-Divriği, konak tavanı

Türkler İslamiyetten önce Orta Asya folklorunda ağacı kutsal saymışlar, bunu sanat yapıtlarında kullanmışlardır. Kurganlarda, özellikle Pazırık’ta yapılan araştırmalar sonucu ağaç işi buluntuların yanı sıra at eğer koşumlarında kullanılmış ağaç parçaları ortaya çıkarılmıştır. Barınma gereğinden doğan mimari, bölgelerin coğrafi koşullarına göre biçimlenmiş, çeşitlenmiştir. Buna bağlı olarak gelişen Ahşap işçiliği Anadolu’da Selçuklu döneminde gelişip kendine özgü bir niteliğe ulaşmıştır. Selçuklu ve Beylikler dönemi ağaç eserler daha çok mihrap, cami kapısı, dolap kapakları gibi mimari elemanlar olup üstün işçilik içermişlerdir.

Türk Cam sanatı:

Kendine özgü mimari üslup ve malzeme zenginliğine sahip Anadolu Selçukluları küçük sanatlarda da zengin bir üretim meydana getirmiştir. Yapılan kazı çalışmalarının yetersizliğinden ve malzemenin hassasiyetinden dolayı Anadolu Selçuklu cam sanatı hakkında oldukça kısıtlı bir bilgi edinilmiştir. Anadolu Selçuklu cam sanatı ile ilgili en aydınlatıcı veriler Beyşehir Gölü çevresinde bulunan Kubadabad Sarayı kazı çalışmalarında elde edilmiştir. Diğer bir kayıt alanı ise Adıyaman Samsat bölgesidir. Samsat ve Kubadabad kazılarında benzer örnekler tespit edilmiştir. Anadolu Selçuklu cam üretimiyle ilgili en önemli buluntu 1966 yılındaki kazılarda bulunan bir tabaktır. Günümüzde Konya Karatay Müzesi’nde sergilenen eserin üzerinde bir kitabe bulunmaktadır.

Türk Seramik sanatı:

Anadolu coğrafyasının bir başka kültürü olan seramik, pişmiş toprak ile başlayan serüvenini çini ve porselenle devam ettirmiştir. Seramik yaklaşık 8000 yıldır Anadolu coğrafyasında gelişen, dönüşen bir malzeme olmuştur. Anadolu Selçuklularında kullanılan seramik malzemesinin genel olarak bir dönem özelliği taşıdığı söylenebilir. En genel anlamda sırlı ve sırsız olarak sınıflandırabileceğimiz Anadolu Selçuklu seramik malzemesine özellikle Kubadabad, Kalehisar, Alanya, Ahlat, Samsat, Harran ve Diyarbakır‘da rastlamaktayız. Genelde geometrik ve bitkisel bezemeler ile figüratif kompozisyonların kullanıldığı görülmektedir. Dönem ile ilgili genel kanı bölgede bir üretimin olduğu noktasındadır. Yerleşim alanlarında ortaya çıkarılan fırınlar ve fırın malzemeleri bu görüşü kanıtlar niteliktedir. “Üretimi yapan ustaların yerli mi, yoksa dışarıdan gelen zanaatçı ya da sanatçılar mı?” olduğu sorusuna ise net bir cevap verilememektedir.

Türk Çini sanatı:

Teknik anlamda seramik malzemeyle aynı imalat sürecine sahiptir. Bu iki malzemeyi ayıran unsur ise kullanım alanlarıdır. Seramik gündelik hayatta kullanılan eşyada, çini ise mimaride kullanılmıştır. Anadolu Selçuklularında cami, medrese, saray, kervansaray ve benzeri mimari eserlerde bezeme elemanı olarak bol miktarda çini kullanılmıştır.

Çeşitli oksitler kullanılarak renklendirilen çiniler dış cephede ve iç mekânda yoğun olarak kullanılmıştır. Turkuaz, mavi, toprak sarısı, siyah gibi çeşitli renkte çiniler alçı ya da Horasan harcı kullanılarak yüzeye yerleştirilmiştir. İstenilen motifler istenilen büyüklükte kesilerek yüzeyde kullanılmıştır. Selçuklu köşk ve sarayları ise yıldız, haçvari, altıgen, kare, dikdörtgen gibi geometrik çini levhalarla kaplanmıştır. Yine Anadolu Selçuklu saray ve köşk yapılarında insan, burç ve takvim hayvanları ve masalsı yaratıkların oluşturduğu zengin figüratif bir gelenek oluşturulmuştur. Çini mozaik, kubbe göbeğinde, kasnaklarda ve benzeri yapısal bölgelerde sıklıkla kullanılmıştır. Konya vilayeti siyasi olduğu kadar sanatsal üretimin de merkezi olmuştur.

Türk Taş işçiliği sanatı:

Erzurum Çifte Minareli Medrese taç kapı

Selçuklular mimari oluşumlarında zengin bir malzeme çeşitliliği oluşturmuşlardır. Taş, mimari düzenlemede en önemli malzeme olmuştur. Surlardan, iç mekâna ve mezar taşlarına kadar Anadolu Selçuklu yaşam alanlarının her yerinde taş malzemeye rastlamaktayız. Tuğla malzemeye göre taş kaplı yüzeylerde daha serbest bir çalışma alanı yaratılmıştır. Malzeme yekpare olarak oyularak şekillendirilebilmektedir. Kullanılan taş malzeme olarak kalkerli taş kullanılmıştır. Çeşitli renkler ve tonlar kullanılan taş malzemeler anıtsal bir ifadenin verilmesinde tercih edilmiş, bazı yapılarda ise mermer ile takviyeler yapılmıştır.

Türk Alçı sanatı:

Anadolu Selçuklu mimarisinde kullanılan bezeme tekniklerinden bir diğeri ise alçı süslemedir. Alçı hem kolay şekillenebilen hem de kolay deforme olabilen bir malzemedir. Bu özelliğinden dolayı alçı yalnız iç mekânlarda kullanılmıştır. Genelde dekoratif amaçlarla kullanılan malzemeyle ilgili özellikle Kubadabad Sarayı kazılarında yoğun buluntu ele geçirilmiştir. Kubadabad Sarayı kazı buluntuları içerisinde yer alan geometrik geçmelerle ve kuyruklu tavus kuşları ile bezenmiş alçı duvar rafı önemli bir üretimdir. Bu sarayda uygulanmış çok miktarda alçı işçiliğinin bir diğer buluntu örneği ise atlı bir av sahnesinin işlendiği alçı panodur. Süslemede belirli bir motif programının kullanıldığı söylenilebilir. Tavus kuşu ya da avlanma sahnesi Orta Çağ Anadolu sembolizminin sıklıkla kullanılan motifleridir.

TÜRK EL SANATLARI” için 1 görüş

  1. Timur Alperen

    Unutulmaya yüz tutmuş Türk el sanatlarını yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmamızın önemi çok büyük, paylaşımınız için teşekkürler..

    Yanıtla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir