TÜRKİYE’DE DERİCİLİK SEKTÖRÜ


Tarafından | 25 Kasım 2016

Türkiye’de Deri Sanayii

Deri sanayiinin, ham maddesi hayvandan elde edilen ham deridir.

Kasaplık bir hayvanın kesimi sonucu, değerinin %70’ini et, %20’ni sakatat, %10’luk kısmını da deri oluşturmaktadır. Canlı hayvan kesiminin temeli etinden faydalanılmasıdır. Yan ürün olarak da deri üretimi gerçekleşmektedir. Görülüyor ki ham deri hayvan değerinin çok küçük bir oranını teşkil etmesine rağmen önemli bir hammadde olarak deri sektörünün temel girdisini sağlamaktadır. Deri ve tekstil endüstrileri hammadde üretirken, giyim ve ayakkabı endüstrileri tüketim malları üretmektedirler. Ham derilerin elde edilmesinde hangi hususlara dikkat edilmesi gerektiği Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın hazırladığı Derilerin Elde Edilmesi, Taşınması, Toplanması, Korunması, Ambalajlanması ve Depolanması Hakkında 21 Aralık 2002 tarih ve 24970 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan bir yönetmelikle açıklanmıştır.

1980 sonrası bir kısım belediyeler ve özel sektör tarafından büyük şehirlerde kurulan modern kombina ve mezbahalarda kesim-yüzüm işlemlerinin otomatik olarak el değmeden makinelerle yapılması kesik vb. randımanı etkileyen olumsuz unsurları asgariye indirmiştir. Ülkemizde sıklıkla görülen deri kusurları da vardır; bunlar deriye zarar veren hastalıkların izleri (çiçek, uyuz, çıban izleri, yara yerleri vs), çifte yaraları ve arabaya koşulması yüzünden hayvanın boynunda meydana gelen nasırlar, ateş damgası, marka izleri, boynuz, diken, çalı ve taş yaraları vs. Ancak küçük mezbahalarda, mezbaha dışı kesimlerde ve kurban kesimlerinde kesici ve deri yüzücülerinin bu konuda usta olmaması, kullanılan alet, ekipmanların yetersiz ve yeterli hijyenik şartların bulunmaması sebebiyle kusurlu ham deri elde edilmekte, fireler artmakta ve kalite düşmektedir. Ayrıca bu gibi yerlerde elde edilen ham derilerin zamanında ve yeterli düzeyde tuz vb. kimyasal maddelerin yetersizliği yüzünden de ham deri kayıpları meydana gelmektedir. Keza Kurban Bayramlarında usulüne uygun yüzülmüş derilerin toplanmasında da gerekli ihtimamın gösterilmesi gerekmektedir.

Derilerin kesim-yüzüm hatalarının asgariye indirilmesi için 1981’de “Atatürk Yılı Kurban Derisi Islah Projesi”yle düzenlenen kampanya ve eğitim çalışmaları neticesinde 1981’den1995 yılına kadar yapılan uygulamalardan kurban derisi kalitesinde her yıl bir önceki yıla göre iyileşme görüldüğü tespit edilmiştir.  Ancak Türkiye’de büyük işletmeler dışında yapılan hayvan yetiştiriciliğinde bakım ve besleme hatalarından kaynaklanan ve ham deri kalitesini düşüren kusurlar da önemli yer tutmaktadır. Kösele ve bitkisel sepileme yapılacak ham derilerde asgari 30-35 kg. civarında ham deriye ihtiyaç vardır. Yerli büyük baş hayvan derilerinin mezbahadaki ağırlığı 14-18 kg. arasındadır. Bu sebeple köselelik (krupon) ham deri ihtiyacı büyük ölçüde yurtdışından sağlanmaktadır.

Ayrıca Türkiye’de yerli ham deri alım satımında, büyüklük bakımından bir standardizasyona gidilmemiştir. Yerli sığır derileri gevşek yapılı olması ve kuyrukkafa gibi ekleri ile birlikte satılması sebebi ile kalite düşmekte ve %20 civarında fire oluşmaktadır. Ham deri üretiminin tek kaynağı hayvancılıktır, tabii ki hayvancılıktaki gelişmeler bu sektörü doğrudan etkilemektedir. Ülkemizde üretilen ham deri konusunda sağlam veriler verebilmek mümkün olmamaktadır, zira hayvan sayımı ve hayvan doğum kütükleri yoktur. Ancak kontrollü kesimler sonucu Devlet İstatistik Enstitüsü’nden bazı istatistiki bilgiler alınmaktadır.

Devlet Planlama Teşkilatı’nın verilerine göre Türkiye’de hayvan kesimlerinin bir kısmı kontrollü bir kısmı kontrolsüz olarak yapılmaktadır. Bu iki tür kesimden toplanan ham deri miktarı ülke üretim kapasitesinin çok altındadır. Çünkü özellikle kontrolsüz kesimlerde deri üzerinde meydana gelen yüzüm ve koruma hataları yüzünden deri sanayide kullanılamaz hale gelmekte ve kalitesi düşmektedir. Bu sorunlar ise gerek sektör, gerekse ülke ekonomisi açısından önemli kayıplara neden olmaktadır. Aşağıdaki tabloda Türkiye’deki deri üretimleri yer almaktadır.

Ham Deride Dış Ticaret Durumu

Deri sanayiinin ana maddesi olan ham deri, 1960’lı yıllara kadar ihracatımızın temel maddelerinden biri olmuştur. Bu yıllara kadar mevcut kapasitenin %70’lere varan kısmı gerek ham deri, gerekse yarı mamul şeklinde ihraç edilmiştir. 1960’ı takip eden yıllarda ise, sektörün gelişimine paralel olarak ham deri talebi artmış, mevcut ham deri üretiminin tamamı sanayide kullanılmıştır. Daha sonraki dönemlerde yurtiçi ham deri arzı, talebi karşılamada yetersiz kalmış ve neticede ithalata gidilmiştir. Zaten 1985 yılından itibaren de ham deri ihracatı izne tabi ürünler listesine alınmış ve canlı hayvan ihracatına da kısıtlamalar getirilmiştir.

Deri sektörünün toplam ithalattan aldığı paylar 1970 yılında yüzde 0,185 iken, özellikle 1987 yılı ve sonrası bu değer artarak yüzde 1,527 ve 1996 yılında da yüzde 2,501’e yükselmiştir. Deri sektörü ithalatımız daha ziyade konfeksiyon girdisine yönelik ham deri ihtiyacına dayanmaktadır. 1980 yılı sonrası deri konfeksiyon sanayi ürünleri ihracatındaki artış nedeniyle kaliteli hammadde talebi de artmıştır. Talebi karşılayamayan yurtiçi ham deri üretimi nedeniyle de ithalata gidilmiştir. Ham deri ithalatı 1970 yılında, deri sektörü ithalatı içinde yüzde 91,64 oranında pay alırken, 1982 yılından sonra giderek azalmış ve işlenmiş deri ithalatından sonra ikinci sırada yer almıştır. Deri işleme sanayii ile ham deri ithalatı 1983 yılından itibaren deri sektörü dış ticaretinde ön plana çıkmaya başlamıştır. 1996 yılında ham deri ithalatı 675.500.291 dolar ile en yüksek değere ulaşmıştır.

Türkiye toplam ithalatında deri sektörünün payı 1996 itibariyle %2,5, ham deri ithalatının payı ise yine toplam ithalat içerisinde %1,5 olarak gerçekleşmiştir. Sektörün hammaddede dışa bağımlı olması nedeniyle ithalatın yapıldığı ülkelerdeki sosyal, siyasal ve ekonomik yapıdaki sorunlar ve değişimlerden Türk deri sektörü de etkilenmektedir. Yabancı ülkelerdeki üretim dalgalanmaları sektörün hammadde maliyetlerinin yükselmesine neden olmaktadır.

İhracat durumuna gelince; ülkemizin kayda değer bir ham deri ihracatı yoktur. 1985 yılından itibaren de ham deri ihracatı izne tabi mallar arasına alınmıştır.

Deri Sanayii Bölgeleri

  • a) İstanbul Organize Deri Sanayi Bölgesi: İstanbul Deri Sanayi Bölgesi, Türkiye’de kurulan ilk deri Organize Sanayi Bölgesidir. 500 yıldır Kazlıçeşme’de yerleşmiş bulunan tabakhanelerin bazı kimyasal maddeleri yarattığı için çevre kirliliği nedeniyle yerlerini değiştirme kararı alınmıştır. Bu amaçla başlatılan Tuzla Organize Deri Sanayi Bölgesi Projesi, 1992 yılında hazır duruma gelmiş ve deri üretim birimleri yavaş yavaş bu sanayi bölgesine taşınmaya başlamıştır. Bu olay son 20 sene içinde dünyada gerçekleşen en büyük deri sanayi naklidir.  Bölge 6.4 milyon m²’lik bir alan içinde kurulmuştur. Bu alanın 2.2 milyon m²’si yeşil alan , 1.5 m²’si ise sosyal tesis, yollar, arıtma tesisi vs.’dir. 223 adet altyapısı bitmiş deri fabrikası mevcuttur. Ayrıca sanayi gelişme alanında da 81 adet parsel bulunmaktadır. Çalışan fabrikaların %30’u giysilik deri, %55’i vidala+saraciyelik deri, %10’u kürk-süet ve %5’i vidala üretimi yapmaktadır. Bölgenin günlük üretim kapasitesi optimum 900 ton küçükbaş, 1200 ton büyükbaş ham deridir. Ayrıca bölgede 1994-95 yıllarından itibaren de ayakkabı ve ayakkabı yan sanayi fabrikalarıyla deri kimyasalları üreten fabrikalar da faaliyete geçmiştir. Bölge içinde 36.000 m³/gün kapasiteli fiziksel ve biyolojik arıtma safhalarını içeren modern bir arıtma tesisi mevcuttur. İstanbul Organize Deri Sanayi Bölgesi içinde 22.6.1994 tarihinde faaliyete geçmiş olan bir Deri Serbest Bölgesi bulunmaktadır. Bölge deri ve yan ürünler konusunda bir “İhtisas Serbest Bölgesi” olarak kurulmuşsa da bölgede zamanla deri dışındaki faaliyetlere de izin verilmiştir. İsmi, İstanbul Deri ve Endüstri Serbest Bölgesi olan kuruluş 10 Mart 1993 tarih ve 21520 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Serbest Bölge Uygulama Yönetmeliğine göre faaliyetlerini sürdürmektedir. Bölgenin ticaret hacmi 1998 yılında 2.3 milyar dolara ulaşmış ve serbest bölgeler arasında ticaret hacmi açısından ilk sırada yer almaktadır.
  • b) İzmir Menemen Organize Deri Sanayi Bölgesi: Eskiden Yeşildere mevkiinde çalışmakta olan İzmir deri üreticileri, atıkların Körfez’e bırakılması neticesinde çevre kirlenmesine neden olmaktaydılar. Bu kirliliğin önüne geçmek üzere 1986 yılında da organize sanayi bölgesinin yapımına başlanmış, 1993 yılında resmen hizmete açılmış, 1994 yılında ise faaliyete geçmiştir. Menemen Organize Sanayi Bölgesi 1.700 m²’lik bir alan üzerine kurulmuştur. Ayrıca günlük kapasitesi 9.000 m² olan bir arıtma tesisine sahiptir. 28 Ağustos 1997 tarihinde Bakanlar Kurulu Kararı ile Serbest bölgeler kapsamına alınmıştır.
  • c) Çorlu Organize Deri Sanayi Bölgesi: Çorlu’da hammadde ve hayvancılığa dayanan deri fabrikaları oldukça eski bir geçmişe sahiptir. Ham deri deposu sayılabilecek bölgede 1950’den beri tabakhaneler Çorlu Deresi etrafında yerleşmeye başlamış ve burada önemli deri sanayi bölgesi olmuştur. Bugün Çorlu’da başta küçükbaş hayvan olmak üzere giysilik her tür deri işlenebilmektedir. Mevcut tesislerin %40’ı imalathane atölye seviyesinde, %60’ı da atölye seviyesindedir. Bölgede 2 ayrı arıtma tesisi bulunmaktadır ve üçüncü tesisin yapılması planlanmaktadır.
  • d) Gerede: Gerede bölgesinde dericiliğin 900 yıl öncesine dayandığı tahmin edilmektedir. 1992 yılında Organize Sanayi Bölgesi çalışmalarına başlanılmıştır. Bölgede sadece büyükbaş deri işlenmektedir ve Türkiye’deki üretimin %15’i Gerede’dedir. Günlük ortalama deri imalatı 90-100 tondur. Arıtma tesisi kurulması ile ilgili çalışmalar devam etmektedir.
  • e) Bursa: Bursa’daki deri sanayicileri 1995 yılından beri Soğanlı Köyü mevkiinde faaliyetlerini sürdürmektedir. Bölgede 200 firma bulunmaktadır. Bölgenin günlük kapasitesi 200 tondur, %90 büyükbaş deri üzerinde çalışılmaktadır. Vidala, ayakkabılık, çantalık deri üretimi yapılmaktadır. Ağırlıklı olarak Türki Cumhuriyetlerinden gelen ham deriler kullanılmaktadır. Giysi yapımında ise Hollanda’dan gelen ham deriler kullanılmaktadır. Bursa Organize Sanayi Bölgesi kurulması henüz gerçekleşmemiş, yer alma işlemi tamamlanmış ve altyapı faaliyetlerine devam edilmektedir.
  • f) Denizli: Bölgede genellikle küçük ve orta ölçekli imalathaneler bulunmaktadır. Deri işleme faaliyetinde kösele imalatı ağırlıktadır. İç piyasa ihtiyacının %60, bu bölge tarafından karşılanmaktadır. Sektörün ihtiyacı olan ham derinin büyük bir bölümü ithalat yoluyla karşılanmaktadır.
  • g) Manisa: Horozköy’de kurulan küçük sanayi sitesinde 75 işyeri, arıtma tesisi ile sosyal ve idari binalar yer almaktadır. Önceleri %80 oranında keçi derisi işlemeye dayanan üretim son yıllarda %60 keçi ve %40 koyun işlemesine dönüşmüştür. Keçinin ağırlıklı olarak işlendiği Manisa’da kürk imalat fabrikaları da vardır. Manisa’ya bağlı olan Salihli ve Kula ilçelerinde de dericilik yapılmaktadır. 48 adet işyeri bulunan Deri Küçük Sanayi sitesindeki tesisler astarlık deri üretiminde uzmanlaşmıştır.
  • h) Uşak: Bölgede Dokuz Sele Deresi olarak adlandırılan Kurudere yatağının her iki kenarında olmak üzere iki ayrı yerde dericilik yapılmaktadır. Uşak deri sanayi küçükbaş deri ve Türkiye ihtiyacının %60-65’ini karşılamaktadır. Ham deri Doğu Bloku ülkelerinden, Türki Cumhuriyetleri ve Güney Amerika’dan temin edilmektedir. Uşak’ta dericilik, küçükbaş deri imalatına ağırlık verilmektedir. Organize Sanayi Bölgesi kurulmasına yönelik çalışmalar devam etmektedir
  • i) Bor: Bor’daki tabakhaneler ağırlıklı olarak vidala üretimi yapmakta ve ham deri ihtiyacını genellikle civar illerden temin etmektedir. Ayrıca Niğde Üniversitesi’ne bağlı olan “Dericilik Programı ve Deri Konfeksiyon Bölümü” bu bölgede yer almaktadır.

Deri İşleme Sanayii

Deri işleme sektörü, büyükbaş ve küçükbaş ham derilerin insan gücü, makine ve çeşitli işlemlerden geçirilip işlenerek mamul deri haline getirilmesini kapsayan bir alt sektördür. Deri işleme alt sektöründe hammaddeler içine ham postlar ve deriler girer. Ayakkabı yüzlük derileri, ayakkabı tabanlık derileri, giysilik deriler, saraciyelik deriler ve kürkler de deri işleme sektörünün mamul maddelerini oluşturur. Deri işleme sektörü, 1970’li yıllardan sonra hızlı bir gelişme göstermiştir. Önceleri ufak mekanlarda üretim yapılırken artan çevre baskısıyla 1990’lı yıllarda yeni organize sanayi bölgeleri yapılarak göçe zorlanmıştır.

Yeni sanayi bölgelerine geçiş yeni fabrikaların oluşmasını sağlarken kapasitelerde önemli artışlar olmuş, deri işleme kapasitesi bir misli artmıştır. Ancak bu durum da hammadde temininde dışa bağımlılığı arttırmış, neredeyse ham deri üretimi kadar deri, her yıl yurtdışından sağlanmıştır. Tabiidir ki, dövizle alınan hammadde yükselen devalüasyon neticesinde yapılan üretimin iç pazarda satışını son derece güçleştirmiştir. Neticede üretimler kısılmış ve kuruluşların kapasiteleri üçte bire düşmüştür. Pek çok işletme ayakta kalabilmek için maliyetin altında satışa devam etmişse de likidite açığını kapatmak için yüksek faizli banka kredilerine başvurmak kaçınılmaz hale gelmiştir.

Yüksek faizli kredi alan işletmelerin bir kısmı borçlarını ödeyemez hale gelerek işletmesini ya kapatmış ya da durma noktasında üretimine devam etmiştir. Gümrük Birliği’ne geçiş olayı da sektörü etkilemiştir. Şöyle ki, deri mamullerinde olan fon ve vergiler kalkmış, yurtdışından mamul deri, kösele, ayakkabı ithali cazip hale gelmiştir. Pek çok firma ihtiyacı olan derileri yurtiçinden sağlarken, bir kısmını da yurtdışından ithal etmektedir. Bu durum yurtiçinde deriye olan talebi az da olsa daraltmıştır.

Keza Uzak Doğu’daki ekonomik kriz de Türk deri üreticilerini zor durumda bırakmış, bu ülkeler ellerindeki mamul stokları ucuz fiyatla piyasalara sürmüş, mamul deri fiyatları her geçen gün düşmüştür. Türk dericileri bu fiyatlarla rekabet edememiş, üretimi kısmak ve durdurmak noktasına gelinmiştir. Ayrıca Rusya’da ortaya çıkan kriz nedeniyle turistlerin gelmemesiyle stoklar elde kalmış, bu durum firmaların büyük zarar etmelerine yol açmıştır. 1999 yılına kadar devam eden bu durum yaz ortalarında biraz canlanma göstermeye başlamışsa da bu kez de ülkemizdeki deprem felaketi gibi üst üste gelen etkiler sonucu bir anda çekler ve alacaklar ödenemez olmuştur. Sonuç olarak, Gümrük Birliği’nin etkisi, Uzak Doğu krizi, Rusya krizi, deprem felaketi gibi üst üste gelen etkiler sonucu deri işleme sektörü taşınma dolayısıyla elde ettiği yeni üretim yerleri ve artan kapasite avantajını yeteri kadar kullanamamış, durma ve batma noktasıyla karşı karşıya kalmıştır

Deri İşleme Sanayinde Dış ticaret Durumu

  1.  İthalat : Daha öncede belirtildiği gibi Türkiye gerekli ham derilerin çoğunluğunu yurtdışından ithal etmek durumundadır. Deri işleme sanayiinin ana girdisi ham deri olmakla birlikte, özellikle büyükbaş deri işlemek için çeşitli makine ithali de yapılmaktadır. Sektör, 1990’yı yıllarda Rusya başta olmak üzere Doğu Avrupa ülkelerinin deri ürünlerine talebiyle hızla büyümüş ancak 1998 yılından itibaren Rusya krizi ile ülkemizde 2001 yılında ortaya çıkan mali kriz sonucunda da küçülmüştür. 2002 yılında ise yurtiçi talebin canlanması başta olmak üzere ihracatın artması neticesinde üretimini büyük oranda arttırmıştır. Sektörün ham deri ihtiyacı ve işlenmiş deri ihtiyacı büyük ölçüde ithalat yoluyla karşılanmaktadır. Tablo 11, 12, 13,14, 15 ve 16’da 1998 yılına kadar olan işlenmiş ve yarı mamul deri ithalatı miktar ve değer olarak verilmiştir. Tablo 17, 18, 19 ve 20’de ise 2000 yılından itibaren deri ve deri ürünleri sanayi ithalat ve ihracatı gösterilmektedir. Ülkemiz, 2000 yılı itibariyle dünya ham deri işleme kapasitesi içerisinde küçükbaşta %16, büyükbaşta %3 civarında bir paya sahiptir. Özellikle küçükbaş ham deri işleme olmak üzere deri işleme sanayiinde ulaşılan yüksek kapasiteye karşılık deri mamulleri sanayiinde daha düşük kapasite nedeniyle bu iki sanayii arasında kapasite uyumsuzluğu ortaya çıkmıştır. Böylece, deri mamulleri üreten sanayiilerde ortaya çıkan bir darboğaz, deri işleme sanayiinin daha büyük sorunlar yaşamasına neden olmaktadır. Ayrıca ülkemizde üretilen mamul derilerde kalite sorunu organize deri sanayii bölgelerinde ve bu bölgeler dışındaki büyük kapasiteye sahip tesislerde önemli ölçüde çözümlenmiştir. Ancak, sanayiinde dış Pazar tecrübesi eksikliği nedeniyle, yurtiçi işlenmiş deri talebinin düştüğü yıllarda bile atıl kapasite yeterince ihracata yönlendirilememektedir. 2002 yılında işlenmiş ve yarı işlenmiş deri ithalatının, deriden mamul ürünlerin üretim artışına bağlı olarak küçükbaşta %42.8 (Tablo 18), büyükbaşta %7.4 (Tablo 10) yükseldiği görülmektedir. Büyükbaş işlenmiş deri dış ticaretinde yarı mamul deriler ithalatın küçük bir kısmını, ihracatın ise büyük bölümünü oluşturmaktadır. Aslında yarı mamul ithalatına sanayi bakımından yönelmek gerekmektedir. Saraciye ithalatında plastik ve dokumadan mamul saraciye mamulleri büyük paya sahiptir, ithalatın bu ürünlerde hızla arttığı görülmektedir. 2002 yılında sektörde yurtiçi talepte başlayan artış 2003 yılında da devam etmiştir.
  2. İhracat:  Deri sektörünün 1970’li yıllardan beri Türk ekonomisinde önemi giderek artmaktadır. Sektör ülkeye net döviz girdisi sağlarken, emek yoğun bir üretim şekline sahip olması nedeniyle de geniş bir istihdam yaratma potansiyeline sahiptir. 2002 yılında Türkiye İhracatçılar Merkezi rakamlarına göre İhracatçı Birlikleri tarafından kayda alınan 22 sektör arasında deri ve deri mamulleri ihracatının %15.2 artışla en fazla ihracat yapan sektörler sıralamasında 11. sırada yer aldığı vurgulanmış ve Türkiye’nin toplam ihracatından %2.1 oranında pay almıştır.

Kaynak : Kalkinma.com.tr

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir